Önce bir ödeme gecikmesi olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Yatırım fonu tasfiye edildiğinde yatırımcı tek bir anda para almaz. Kanun, fon mal varlığının tasfiyesi durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabileceğini söyler (6362 sayılı SPKn m. 53/3). Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.1) ise fon mal varlığının içtüzük ve izahnamedeki ilkelere göre tasfiye edileceğini, tasfiye bakiyesinin katılma payı sahiplerine payları oranında dağıtılacağını ve tasfiye anından itibaren hiçbir katılma payının ihraç edilemeyeceğini ya da geri alınamayacağını belirtir (m. 28/2).

Bu çerçevede "gecikme" kavramını dikkatli kullanmak gerekir. Varlıkların nakde çevrilmesi, borç ve alacak mutabakatları ve katılma payı kayıtlarının eşleştirilmesi zaman alabilir. SPK Bülteni 2026/61'de (17.09.2026) tasfiyeyi yürütmek üzere bankalar görevlendirilmiş, varlıkların bankanın belirleyeceği sıklıkta satış talimatlarıyla nakde çevrileceği ve nakdin yatırımcıların hesaplarına katılma payı sahipliği oranında aktarılacağı belirtilmiştir. Sitedeki mevcut yazılarda aktarılan bilgiye göre bültende bir ödeme tarihi bulunmamaktadır; bu yazıda da ödeme tarihi verilmemiştir.

Bu nedenle ilk soru şudur: Size ödeme için bir tarih, plan veya dönem açıklanmış mı? Açıklanmış bir tarih geçtiği hâlde hesabınıza ödeme yapılmadıysa, somut bir gecikmeden söz edilebilir. Tarih hiç duyurulmamışsa durum daha çok bilgi eksikliğidir ve ilk adım ödeme takvimini öğrenmek olmalıdır. İki durum hukuken farklıdır; çünkü temerrüt, borcun muaccel olmasını gerektirir (TBK m. 117).

Başvurudan önce elinizdeki belgeleri toplayın: katılma payı adedini gösteren ekstre, alım ve satım dekontları, varsa iptal edilen talimatlara ilişkin kayıtlar, aracı kurum veya bankayla yazışmalar ve yatırım hesabı bilgileri. Belge listesi ve örnek ekstre için sitedeki ilgili yazılara bakılabilir. Bu yazı ödeme gecikmesine karşı hangi kapıların açık olduğunu anlatır; tutarın nasıl hesaplandığı ayrı konudur.

SPK'ya başvuru nasıl ve ne için yapılır?

Sermaye Piyasası Kurulu, fonların kuruluşundan tasfiyesine kadar uzanan geniş yetkilere sahiptir. Kanun, fonun sona ermesine ve tasfiyesine ilişkin esasları belirleme yetkisini Kurula verir (SPKn m. 54/1-a). Fonun kurucusunun, yöneticisinin ve saklayıcısının fona ilişkin bütün hesap ve işlemleri Kurul denetimine tabidir (Tebliğ m. 36). Kurulun genel görev ve yetkileri ise SPKn m. 128'de düzenlenmiştir.

Mali yapısı bozulan veya nakit ödeme yükümlülüklerini yerine getiremeyen sermaye piyasası kurumları için Kurul, faaliyetlerin geçici durdurulması, yetkilerin kaldırılması, yöneticilerin görevden alınması ve diğer tedbirler gibi yetkiler kullanabilir (SPKn m. 97/1). Bunlar yatırımcının talep edebileceği sonuçlar değildir; Kurulun kendi takdirindeki tedbirlerdir. Yatırımcının başvurusunun amacı, Kurulun durumdan haberdar olması ve gerekli gördüğü incelemeyi yapması olmalıdır.

Başvuru yazılı yapılmalı, kimlik bilgilerinizi, fon kodunu ve unvanını, katılma payı adedinizi, gecikmeye konu ödeme duyurusunu ve sorunun ne olduğunu açıkça içermelidir. Ekine ekstre ve ilgili yazışmaları ekleyin. Duygusal ifadelerden kaçının, olguları tarih sırasıyla yazın. Kimseyi suçlayan nitelendirmeler yerine, "şu tarihte şu duyuru yapılmış, şu tarihte ödeme gerçekleşmemiştir" biçiminde yazmak hem daha ikna edici hem daha güvenlidir.

Kamu kurumuna yapılan dilek ve şikâyet başvurularında, başvuru sonucu veya işlemin safahatı hakkında dilekçe sahibine en geç otuz gün içinde gerekçeli cevap verilir (3071 sayılı Kanun m. 7). Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili dilekçeler ise incelenemez (m. 6/b); yani Kurul, tazminat alacağınız gibi mahkemenin çözeceği özel hukuk uyuşmazlığını sizin yerinize karara bağlamaz. Bilgi talebi şeklinde yapılan başvurularda 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu da işleyebilir; kurumlar istenen bilgiye erişimi on beş iş günü içinde sağlar, bazı hâllerde bu süre otuz iş günüdür (m. 11). Başvurunuzu şikâyet mi, bilgi talebi mi olarak sunduğunuzu belirtmek, hangi sürenin işleyeceğini netleştirir.

SPK'ya başvuru, bankaya veya kurucuya karşı yapılacak yazılı ihtarı ve ileride açılabilecek davayı engellemez; bunlar birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

Saklayıcı bankaya ihtar neden çekilir?

Fon varlıkları, fon adına açılmış ayrı bir saklama hesabında saklanmak üzere portföy saklama hizmetini yürüten kuruluşa teslim edilir (SPKn m. 56/1). Saklama hizmeti, katılma payı ihraç ve itfasının mevzuata uygunluğunu, birim pay değerinin doğru hesaplanmasını, varlıklarla ilgili işlemlerden doğan bedelin uygun sürede aktarılmasını ve fon gelirinin usulüne uygun kullanılmasını içerir (m. 56/1-a, c, d, e). Fon mal varlığı saklayıcının mal varlığından da ayrıdır (m. 53/1).

Yükümlülüklerini yerine getirmeyen saklayıcı, yatırım fonlarında portföy yönetim şirketine ve katılma payı sahiplerine verdiği zararlardan sorumludur (m. 56/2). Kanun, katılma payı sahiplerinin dava açma hakkını saklı tutar (m. 56/3). Bu hükümler saklayıcının sorumluluğunun bir hukuki dayanağını gösterir; ancak sorumluluğun varlığı, hangi görevin ne zaman ve nasıl yerine getirilmediğine göre ayrıca belirlenir. Sitedeki saklayıcı yazısında bu ayrım ayrıntılı açıklanmıştır.

Saklayıcıya ihtar çekmenin amacı, sizin ödeme sürecindeki durumunuzu ve beklentinizi yazılı olarak kayda geçirmek, saklayıcıdan nakit aktarım ve mutabakat sürecine ilişkin bilgi istemek ve olası bir uyuşmazlıkta "ihtar edilmişti" diyebilmektir. İhtarda saklayıcıdan şunları isteyebilirsiniz: sizin adınıza kayıtlı katılma payı adedinin doğrulanması, tasfiye bakiyesinin hangi aşamada olduğu, varsa ödeme planı ve ödemenin neden henüz yapılmadığına dair yazılı açıklama.

Bir saklayıcının size doğrudan ödeme borcu olduğu varsayılmamalıdır. Katılma payı sahibinin hakkı fon mal varlığından payı oranında bakiye almaktır; saklayıcı bu mal varlığını saklar ve kontrol eder. Tasfiyeyi yürütmekle görevlendirilen banka aynı zamanda saklayıcı olduğunda ise iki ayrı sıfat bulunduğu unutulmamalıdır: tasfiyeyi yürüten kuruluş olmak ile portföy saklama kuruluşu olmaktan doğan sorumluluk ayrı kavramlardır. Bülten 2026/61'de de saklayıcı sıfatından doğan görev ve sorumlulukların saklı olduğu belirtilmiştir.

Saklayıcının mali durumunun taahhütlerini karşılayamayacak kadar zayıflaması, iflası veya tasfiyesi hâlinde ise kurucunun fon varlığını Kurulca uygun görülecek başka bir saklayıcıya devredeceği Tebliğde öngörülmüştür (m. 29/1). Bu, nadir bir durumdur ve yatırımcının yapacağı bir işlem değil, Kurul ve kurucunun yürüteceği bir süreçtir.

Tasfiyeyi yürüten kuruluşa ihtarda neler yazılır?

Günlük dilde tasfiyeyi yürüten kişiye "tasfiye memuru" denir; bu yazıda sade bir anlatım için tasfiyeyi yürüten kuruluş ifadesi kullanılır. Yatırım fonlarına ilişkin Tebliğde, anonim şirketlerdeki gibi bir tasfiye memuru kavramı yer almaz; fon mal varlığı içtüzük ve izahnamedeki ilkelere göre tasfiye edilir (m. 28/2). Güncel tasfiyede ise SPK, bülteniyle bankaları tasfiye süreçlerinin yürütülmesinde yetkilendirmiştir. Yatırımcı için önemli olan, kimin hangi işlemi yapmakla görevli olduğunu bültenden ve KAP duyurularından öğrenmesidir.

İhtar yazısı noter aracılığıyla ya da alındısı kayıt altına alınabilen bir yöntemle gönderilebilir. Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer (TBK m. 117/1). İhtarın etkisi, borcun muaccel olmasına bağlıdır; ödeme tarihi belirlenmemiş bir tasfiye payı için ihtarın hukuki sonucu ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle ihtarı yalnızca bir hukuki baskı aracı olarak değil, bilgi alma ve kayıt oluşturma aracı olarak da görmek gerekir.

İhtarda bulunması yararlı unsurlar şunlardır: ihtarı çeken kişinin kimliği ve hesap bilgileri; fon kodu ve unvanı; ihtar tarihindeki katılma payı adedi; tasfiye bakiyesinden payınıza düşen tutarın hesaplanması ve ödenmesi talebi; ödeme planının ve gecikme nedeninin yazılı bildirilmesi talebi; makul bir süre (örneğin yedi ila on beş gün) ve süre sonunda yasal yollara başvurma hakkınızın saklı olduğu. Sürenin kısalığı veya uzunluğu yasal bir koşul değildir; somut olaya göre belirlenir.

İhtarda kullanılmaması gereken ifadeler de vardır. Kişilere yönelik ithamlar, kesin olmayan suçlamalar ve "zimmet", "dolandırıcılık" gibi nitelendirmeler ihtara konu edilmemelidir. Ceza soruşturması ayrı bir yoldur ve ayrı bir yazının konusudur; masumiyet karinesi herkes için geçerlidir. İhtar yalnızca ödeme, bilgi ve kayıt talebi içermelidir.

Fon mal varlığı kamu alacakları dahil haczedilemez ve kurucunun veya saklayıcının yönetiminin kamu kurumlarına devri hâlinde dahi başka amaçla kullanılamaz (SPKn m. 53/2). Dolayısıyla tasfiye süreci içinde fon varlıklarına yönelik bir icra takibi başlatmak, katılma payı sahibi için yol gösterici bir seçenek değildir; ödeme talebi tasfiye sürecinin kendisi üzerinden yönlendirilmelidir.

Faiz, gecikme zararı ve dava yolu

Ödeme gerçekten muaccel olup yapılmıyorsa, alacaklı gecikmeden doğan zararın giderilmesini isteyebilir. Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 118). Temerrüt faizi sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir (m. 120/1). Faizin başlangıç günü, oranı ve türü somut olayda ve talep edilen alacağın niteliğine göre ayrıca değerlendirilir. Bu yazıda bir faiz oranı verilmemektedir.

Gecikme zararı iddiasında yatırımcının yükü, zararı somutlaştırmaktır. Fon payınızın değeri tasfiye süreci boyunca değişebilir; sırf ödemenin geç yapılmış olması, ek bir zarar bulunduğu anlamına gelmez. Tasfiye bakiyesi nemalandırılıyorsa, geç ödeme nedeniyle ek zarar doğup doğmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Tebliğde, altı aylık fesih ihbarı süresi sonunda hâlâ iade edilmemiş katılma paylarının satılarak elde edilen tutarların yatırımcılar adına ters repoda veya Kurulca uygun görülen araçlarda nemalandırılacağı öngörülmüştür (m. 28/3). Bu hüküm fesih ihbarı yoluyla sona eren fonlara ilişkindir; somut fonun hangi sona erme nedenine dayandığı kontrol edilmelidir.

Dava yolunda üç soru öne çıkar: Kime karşı dava açılacak (kurucu, yönetici, saklayıcı, tasfiyeyi yürüten banka)? Hangi mahkeme görevli ve yetkili? Süreler işliyor mu? Bu sorular sitedeki ilgili yazılarda ayrıca ele alınmıştır: görevli mahkeme ve ispat yükü, zamanaşımı ve süreler, kurucunun sorumluluğu ve toplu dava imkânı. Burada tekrar edilmeyecektir.

Mahkeme kararları bakımından bu yazıda herhangi bir içtihat künyesi verilmemiştir. Konuya doğrudan ilişkin bir Yargıtay veya Danıştay kararı, kullanılan arama araçlarında doğrulanamamıştır; doğrulanmayan karar makaleye alınmamıştır.

Son olarak, bir tasfiye sürecinde ödeme gecikmesinin hukuki sonuçları fonun türüne, sona erme nedenine ve yatırımcının sözleşme ilişkisine göre değişebilir. Dağıtım kuruluşu (aracı kurum veya banka) ile yatırımcı arasındaki ilişki de ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir. Somut olayda belgeleriniz bir avukat tarafından incelenmelidir.

Başvuru sırası ve pratik kontrol listesi

Pratik bir sıra izlenebilir. Birincisi, belgeleri toplayın ve ödeme duyurusunun kaynağını (SPK bülteni, KAP, kurucu veya banka duyurusu) not edin. İkincisi, ödeme takvimi duyurulmamışsa önce dağıtım kuruluşundan ve tasfiyeyi yürüten bankadan yazılı bilgi isteyin. Üçüncüsü, belirtilen tarih geçmiş ve ödeme yapılmamışsa SPK'ya yazılı başvuru yapın ve aynı gün veya yakın tarihte saklayıcıya ve tasfiyeyi yürüten kuruluşa ihtar gönderin. Dördüncüsü, cevapları ve tarihleri düzenli bir dosyada tutun. Beşincisi, süreler konusunda hak kaybı yaşamamak için dava açılıp açılmayacağına erken karar verin.

Başvuruların hepsinde aynı olguları aynı tarih sırasıyla anlatmak tutarlılık sağlar. Her yazıda katılma payı adedi, hesap numarası (maskeli yazılabilir), fon kodu ve ödemeye konu duyuru aynı olmalıdır. Gönderim kanıtını (noter alındısı, iadeli taahhütlü posta, kayıtlı elektronik posta veya kurumun başvuru numarası) saklayın.

Başvurularda fon yöneticileri veya tasfiyeyi yürüten kişiler hakkında kesinleşmemiş suçlama niteliğinde sözler kullanmayın. Soruşturma aşamasındaki konularda yalnızca kamuya açık, doğrulanmış resmî bilgilere atıf yapılabilir.

Güncel olgular bu yazıya eklenirken yalnızca SPK ve KAP duyuruları ve sitede yayımlı doğrulanmış metinler esas alınmıştır. Ödeme tarihi, kısmi ödeme veya yeni bir bülten gibi gelişmeler olabileceğinden, başvuru yapmadan önce SPK internet sitesini ve KAP'ı kontrol edin.

Bu yazı genel bilgi amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir; somut olayda bir avukata danışın.

Güncelleme (1 Ekim 2026): SPK ara ödeme duyurusu

SPK'nın 1 Ekim 2026 tarihli duyurusuna göre Tera, Pusula, Atlas ve Hedef fonlarında mutabakatı tamamlanan yatırımcılara, nihai tasfiye ödemesinden mahsup edilmek üzere her fon için en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılması öngörüldü. Hedef fonları 15 Ekim 2026 tarihli ve 70/1821 sayılı kararla bu kapsamdan çıkarıldı; ara ödemenin usul ve esasları SPK'nın 27 Ekim 2026 tarihli ve 76/1903 sayılı kararıyla belirlendi ve ödemeyi tasfiyeyi yürüten bankalar yapar. Ara ödeme nihai tasfiye ödemesi değildir ve tek başına dava hakkından vazgeçmek anlamına gelmez. Ara ödemelere öncelikle unvanında "para piyasası" ibaresi yer alan fonlardan başlanır. Ayrıntılı anlatım için "Tera Fon Tasfiyesi: Ödeme Ne Zaman, Haklarınız Neler?" yazısındaki ilgili güncelleme bölümüne bakın (yazıya sayfa kenarındaki ilgili yazılar bağlantısından ulaşabilirsiniz).

Güncelleme (11 Ekim 2026): Ara ödeme ve ödeme gecikmesi

8 Ekim 2026 tarihli haberlere göre A1 Capital, Bulls ve Pardus Portföy fonlarını da içeren 17 fon için ilk ödeme günü 8 Ekim olarak açıklanmıştı; Tera, Pusula, Hedef ve Atlas fonları için ise o tarihte ödeme takvimi belli değildi. Sonradan Tera, Pusula ve Atlas fonlarında ara ödemenin usul ve esasları 27 Ekim 2026 tarihli ve 76/1903 sayılı kararla belirlendi; karar ödeme günü içermiyor. Ödemesi gecikmiş görünen yatırımcı, mutabakat durumunu fonu aldığı kurumdan ve tasfiyeyi yürüten bankadan yazılı olarak sormalıdır; ara ödemenin ödenmemesi dava hakkını ortadan kaldırmaz, süreler öğrenme tarihinden işlemeye devam eder. Ödeme tarihini yalnız SPK, MKK ve ilgili bankanın resmî duyurularından takip edin. Ayrıntılı anlatım için "Tera Fon Tasfiyesi: Ödeme Ne Zaman, Haklarınız Neler?" yazısındaki ilgili güncelleme bölümüne bakın (yazıya sayfa kenarındaki ilgili yazılar bağlantısından ulaşabilirsiniz).

Ara ödeme avans mıdır, payım elimden çıkar mı?

7596 sayılı Kanunun 4. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesine göre ara ödeme karşılığında herhangi bir katılma payı iade işlemi yapılmaz; söz konusu paylar nihai tasfiye ödemeleri sırasında iade edilir. Beşinci fıkra ise nihai ödemede tasfiye malvarlığından, geri kazanım hesabından ya da diğer hukuki yollardan daha önce yapılan ödemelerin mahsup edileceğini söylüyor. Yani ara ödeme, nihai ödemenin bir kısmının öne çekilmesi gibi işliyor. 22 Ekim 2026 tarihli eğitim programının üçüncü kişi özetinde de konuşmacılardan biri ara ödemeyi bir avansa benzetti; bu benzetme panelde ifade edilmiştir.

Bunun gecikme bakımından iki pratik sonucu var. Birincisi, ara ödemeyi almış olmanız payınızın kaydını silmez; paylar nihai ödemede iade edilecektir. İkincisi, nihai ödeme hesaplanırken aldığınız tutar düşüleceği için ara ödemeye ilişkin dekontu saklamak gerekir. Ödeme hesabınıza geldiğinde tutarı, tarihi ve gönderen kurumu not edin.

Ayrıntılar SPK'nın 27 Ekim 2026 tarihli 76/1903 sayılı kararıyla (Bülten 2026/76) belirlenmiştir. Karar ödeme tarihi vermemiştir; ödemenin ne zaman yapılacağı Kurul ve tasfiyeyi yürüten bankaların duyurularından izlenmelidir.

Ara ödeme sırasında 'dava açmam' diye bir belge imzalamak gerekir mi?

Kanun metninde ara ödemeyi dava hakkından vazgeçmeye bağlayan bir hüküm bulunmuyor. Bu yazının önceki güncellemesinde SPK duyurusunda da böyle bir şart olmadığı belirtilmişti. Panelde bu konuda yazılı bir soru soruldu ve panelistlerden biri net bir cevap verdi: böyle bir şart olacaksa kanuna yazılması gerekirdi; dava hakkından feragat edilmemeli, böyle bir belgeye imza atılmamalı, atılsa bile şu an görülebildiği kadarıyla kanuni dayanağı olmadığı için bağlayıcı olmazdı. Aynı panelist, yalnızca yapılan ödeme bakımından o kısım için artık uyuşmazlık kalmayacağını da ekledi. Bu cevaplar panelde ifade edilmiş görüşlerdir, hukuki tavsiye değildir.

Resmî metinde dikkat çeken bir örnek var. Daha önce benzer bir ödeme düzeni kuran 5667 sayılı Kanun, hak sahiplerine yapılacak ödeme nedeniyle istenebilecek ibraname ve diğer belgelerin içeriğinin Bakanlar Kurulu tarafından belirleneceğini söylüyor (m. 1/2). Yani o düzenlemede ibraname konusu kanunun kendisinde ele alınmış, içeriği ise alt düzenlemeye bırakılmıştı. 7596 sayılı Kanunda buna benzer bir hüküm yok; Kurul ise ödemelerin usul ve esaslarını belirlemeye yetkili (m. 3/1, m. 7/2).

Pratikte size bir metin imzalatılmak istenirse sözcüklere dikkat edin. Yalnızca ödemenin alındığını gösteren bir makbuz ile tüm haklardan vazgeçmeyi içeren bir ibraname aynı şey değildir. İmzadan önce belgeyi bir avukata gösterin.

Geri kazanım hesabından yapılacak ödemeler neden zaman alabilir?

Kanun, ödemelerin tek bir kaynaktan geleceğini öngörmüyor. Fon varlıkları nakde çevrildikçe tasfiye malvarlığından ödeme yapılacak. Bunun yanında hukuka aykırı çıkarıldığı ileri sürülen değerlerin geri alınması, Kurulun zarar ve sorumlu tespitinden sonra Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun takip ve tahsil işlemleriyle yürüyecek (m. 5/3-4). Ceza soruşturmalarında el konulan değerlerin fona veya geri kazanım hesabına iadesi de mümkün (m. 6/1). Bu yollar mahkeme kararlarını, değerleme ve satış işlemlerini içerdiği için zaman alıcıdır. Panelde de bu tahsilatların zaman alması beklendiği ve ayrıca bir malvarlığı satıldığında elde edilen paranın hangi fondan geldiğinin ayrıştırılmasında sorun çıkabileceği söylendi. Kanun bu konuda dağıtım ölçütlerini Kurula bırakıyor: fon türü, likidite yeterlik oranı, pay sahipliği yapısı ve ilgili fonlardaki tasfiye oranı gibi ölçütler dikkate alınacak (m. 6/7).

Küçük tutarlar için ayrı bir kural da var. Nihai dağıtım hariç, bir dağıtım sonucunda pay sahibine yapılacak ödeme Kurulca belirlenecek asgari ödeme tutarının altında kalırsa, tutar pay sahibi adına izlenir ve sonraki dağıtımlara eklenir; birikmiş tutar asgari tutara ulaşınca ödeme yapılır (m. 6/6). Gerekçeye göre hak ortadan kalkmaz, yalnızca ekonomik olmayan çok küçük transferler biriktirilir. Dolayısıyla küçük bir ödemenin hemen gelmemesi, tek başına gecikme veya hak kaybı anlamına gelmeyebilir; ancak asgari tutarın ne olduğunu Kurul belirleyecek.

Güncelleme notu

2/3939 esas numaralı kanun teklifi 22 Ekim 2026'da kabul edilerek 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun olarak 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Kanun, 17 Eylül 2026'dan geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi (m. 8). Kanun hükümlerine yapılan atıflar için yayımlanan metne bakılmalıdır; yazıda 'teklif' sözcüğü geçen yerler kanunlaşmadan önceki aşamaya ilişkin anlatımı gösterir.

Sık sorulan sorular

Tasfiye ödemesi için kesin tarih yoksa gecikme sayılır mı?

Duyurulmuş bir ödeme tarihi veya planı yoksa çoğu zaman bilgi eksikliğinden söz edilir. Temerrüt için borcun muaccel olması gerekir (TBK m. 117). Önce kurucudan ve tasfiyeyi yürüten bankadan yazılı bilgi istemek yerindedir.

SPK'ya yaptığım başvurum ödemeyi hızlandırır mı?

Garanti verilemez. Kurul fonların tasfiyesine ilişkin yetkiye sahiptir ve fon işlemleri Kurul denetimine tabidir (SPKn m. 54; Tebliğ m. 36). Başvuru Kurulu durumdan haberdar eder; mahkemenin çözeceği alacak uyuşmazlığını Kurul sizin yerinize karara bağlamaz (3071 s. K. m. 6/b).

SPK başvurusuna ne kadar sürede cevap verilir?

Kamu ile ilgili dilek ve şikâyet başvurularında en geç otuz gün içinde gerekçeli cevap verilir (3071 s. K. m. 7). Bilgi edinme başvurusunda süre genellikle on beş iş günüdür (4982 s. K. m. 11).

Saklayıcı bankaya ihtar çekmek zorunlu mu?

Zorunlu değildir, ancak bilgi almak ve süreci kayıt altına almak için yararlıdır. Saklayıcı, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle verdiği zarardan sorumludur (SPKn m. 56/2); sorumluluk her olayda ayrıca incelenir.

İhtar çekince faiz işler mi?

Muaccel bir borçta temerrüt alacaklının ihtarıyla başlar (TBK m. 117/1). Faizin başlangıcı, oranı ve türü somut olaya göre belirlenir; temerrüt faizi için TBK m. 120 esas alınır.

Ara ödeme aldıktan sonra kalan alacağımı isteyebilir miyim?

Kanuna göre nihai ödemede daha önce yapılan ödemeler mahsup edilir (m. 4/5); yani ara ödeme nihai alacağınızdan düşülür, ama alacağınız o tutarla sınırlanmış olmaz. Nihai ödemenin tutarı, tasfiye sonunda ne kadar nakit toplandığına ve Kurulun belirleyeceği dağıtım esaslarına bağlıdır. Sonuç dosyaya göre değişir.

İmzalattıkları belgede 'başka hiçbir talebim yok' yazıyorsa ne yapmalıyım?

Kanun metni ve panelde dile getirilen görüşler, ara ödemenin dava hakkından vazgeçmeye bağlanmaması gerektiği yönündedir. Böyle bir ifade içeren belge size sunulursa imzalamadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur. Yalnızca tutarın alındığını gösteren makbuzla tüm hakları kapsayan ibranamenin hukuki sonucu farklıdır.

Küçük bir ödeme hesabıma yatmadıysa kaybolmuş mudur?

Kanunun 6. maddesinin altıncı fıkrasına göre nihai dağıtım dışındaki dağıtımlarda, ödeme Kurulca belirlenecek asgari tutarın altında kalırsa tutar pay sahibi adına izlenir ve sonraki dağıtımlara eklenir. Bu hükmün uygulaması Kurulun belirleyeceği eşiğe bağlıdır.

Tasfiye edilen 131 fonun listesine bakınFon kodunuzla arayın: kurucu şirket, tür ve SPK duyuruları.

Kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz.