İki madde, iki farklı hukuki yarar
Fon zararı yaşayan yatırımcının aklına ilk gelen soru, olayın hangi suç tipine oturduğudur. Sermaye Piyasası Kanunu'nda (6362) bu bakımdan sık anılan iki hüküm vardır: 107. madde (piyasa dolandırıcılığı) ve 110. madde (güveni kötüye kullanma ve sahtecilik). İkisi de fon yöneticisinin davranışlarıyla ilişkilendirilebilir, ancak korudukları değer ve aranan fiil farklıdır.
Madde 107, piyasanın güvenilir fiyat oluşturma işlevini korur. Burada mağdur tek tek yatırımcılardan önce, fiyatın doğru oluşmasına güvenen tüm piyasadır. Madde 110 ise bir kuruma ya da fon kuruluna emanet edilen değerlerin sadakatle korunmasına ilişkindir; burada zarar gören, değeri tevdi eden kişidir.
Bu fark pratikte önemlidir. Fiyat veya algı üzerinde bir oyun varsa 107, kendisine bırakılan kıymetin yetkisiz biçimde kullanılması ya da ilişkili taraflara kaynak aktarılması varsa 110 gündeme gelir. Aynı olay örgüsünde iki hükmün birlikte tartışılması da mümkündür; bunun hangi hâllerde gerçek içtima, hangi hâllerde görünüşte içtima sayılacağı somut dosyaya bağlıdır ve burada genel bir kural verilmemektedir.
Madde 107: Fiyatı ve izlenimi etkileyen fiiller
Madde 107'nin birinci fıkrası, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım veya satım yapmayı, emir vermeyi, emir iptal etmeyi, emir değiştirmeyi veya hesap hareketi gerçekleştirmeyi suç sayar. Güncel metne göre ceza üç yıldan beş yıla kadar hapis ile beş bin günden on bin güne kadar adli para cezasıdır; adli para cezası, suçtan elde edilen menfaatten az olamaz.
İkinci fıkra işlem değil bilgi odaklıdır. Fiyatları, değerleri veya yatırımcı kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış ya da yanıltıcı bilgi vermek, söylenti çıkarmak, haber vermek, yorum yapmak, rapor hazırlamak veya bunları yaymak ve bu yolla menfaat sağlamak, üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile karşılanır. Metindeki "menfaat sağlamak" unsuru, ikinci fıkranın aranan sonucunu belirler.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 08.04.2019 tarihli, E.2019/8372 K.2019/6880 sayılı kararı, ilk fıkradaki suçun işleme dayalı manipülasyon niteliğine işaret eder ve adli para cezasının belirlenmesinde elde edilen menfaatin önemli rol oynadığını vurgular. Aynı Dairenin 24.03.2016 tarihli, E.2016/46 K.2016/13857 sayılı kararı ise suçun oluşması için maddede sayılan fiillerin, yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırma amacıyla yapılması gerektiğini ele alır.
Fon yöneticisi bakımından örnek senaryolar şunlardır: portföydeki bir varlığın fiyatını yapay biçimde destekleyen alım satım emirleri, fonun elinde tuttuğu bir kâğıt hakkında yatırımcıya yanıltıcı değerlendirme yayımlanması gibi. Bunlar yalnızca örnektir; somut olayda bu nitelendirmenin yapılıp yapılamayacağını inceleme yapacak makamlar ve mahkeme belirler.
Etkin pişmanlık düzenlemesi de ayrıdır. Madde 107/3'e göre birinci fıkradaki suçu işleyen kişi, elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katını Hazineye öderse (en az beş yüz bin lira olmak üzere), soruşturma başlamadan ödemesi hâlinde cezaya hükmolunmaz; soruşturmada ödeme yarı, kovuşturmada hüküm verilinceye kadar ödeme üçte bir oranında indirim sağlar. Bu mekanizma ikinci fıkra için öngörülmemiştir.
Madde 110: Emanet değerin kullanımı ve örtülü işlemler
Madde 110'un birinci fıkrası, sayılan fiilleri Türk Ceza Kanunu'nun 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hâli olarak kurar ve bu durumda TCK m.155/2 uyarınca hükmolunacak cezanın üç yıldan az olamayacağını belirtir. TCK m.155/2 ise suçun başkasının mallarını idare etme yetkisi gereği tevdi edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası öngörür. Yani 110'daki fiiller bakımından alt sınır yükselir.
Üç ayrı bent vardır. (a) bendi, yatırım kuruluşuna, 58. madde kapsamındaki fon kuruluna ve 59. madde kapsamındaki teminat sorumlularına, sermaye piyasası faaliyetleri sebebiyle veya emanetçi sıfatıyla, idare etmek için ya da teminat olarak tevdi veya teslim edilen araçları, nakdi ve diğer kıymetleri kendisinin veya başkasının menfaatine satmak, kullanmak, rehnetmek, gizlemek veya inkâr etmek fiilini kapsar. (b) ve (c) bentleri ise ilişkili kişi veya şirketlerle emsallerine aykırı fiyat, ücret ve bedel uygulayarak halka açık ortaklıkların ya da kolektif yatırım kuruluşlarının kârını veya mal varlığını azaltmak biçimindeki örtülü kazanç aktarımı davranışlarını anlatır.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 06.06.2018 tarihli, E.2018/177 K.2018/6961 sayılı kararı, (a) bendinin selefi ve bu bent bakımından unsurları anlatır: konunun sermaye piyasası aracı, nakit veya kıymet olması, tevdi veya teslimin belirli bir şekilde kullanım koşuluyla yapılması, seçimlik hareketlerden birinin gerçekleşmesi ve failde menfaat sağlama kastının bulunması. Karar, zararın doğması gerekmediğini, zarar tehlikesinin yeterli olduğunu da belirtir. Aynı karar, müşteri varlığının kullanımına izin veren sözleşme hükmü olup olmadığının araştırılmasını bozma sebebi yapmıştır; yani izin ve sözleşme içeriği ceza değerlendirmesinde belirleyici olabilir. Karar aracı kuruma ilişkindir; fon yönetimine uygulanması ayrıca değerlendirmeyi gerektirir.
Bent (b) ve (c) açısından Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 25.10.2016 tarihli, E.2016/11171 K.2016/21824 sayılı kararı, örtülü kazanç aktarımı fiillerinin seçimlik hareketlerini ve bu bentlerin kurulduğu yapıyı değerlendirmesi bakımından incelenebilir. Bu bentlerde ayrıca etkin pişmanlık hükmü vardır (m.110/3): ödeme soruşturma öncesinde yapılırsa cezaya hükmolunmaz, soruşturmada yarı, kovuşturmada üçte bir indirim uygulanır. Bu ayrım önemlidir: (a) bendi için etkin pişmanlık öngörülmemiştir.
Madde 110'un ikinci fıkrası ayrı bir suç tanımlar: yatırım kuruluşu, fon kurulu ve teminat sorumluları bünyesinde tutulan kayıtları bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan kişiler iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası alır.
Fon yöneticisi için dikkat edilecek farklar
Aşağıdaki karşılaştırma, iki hükmün temel farklarını özetler.
Korunan değer: 107'de piyasanın dürüst fiyat oluşumu; 110'da emanet edilen değerin korunması ve ilişkili taraflarla işlemlerde emsallere uygunluk.
Fiil: 107'de alım satım, emir, hesap hareketi ya da yanlış bilgi, söylenti, yorum; 110'da satmak, kullanmak, rehnetmek, gizlemek, inkâr etmek, örtülü işlem yapmak veya kayıtları bozmak.
Amaç/kast: 107/1'de yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırma amacı aranır; 107/2'de fiyat, değer veya yatırımcı kararlarını etkileme amacı ve menfaat sağlama; 110/1-a'da, yukarıda anılan karara göre menfaat sağlama kastı.
Ceza: 107/1 ve 110/2'de iki farklı hapis aralığı vardır; 110/1 ise TCK m.155/2'ye gönderme yapar ve alt sınırı üç yıla çeker. Hapis ve adli para cezası miktarlarını mevcut metinden okumak gerekir; mahkemenin takdir, indirim ve artırım hükümleri ayrıca uygulanır.
Etkin pişmanlık: 107/1 ve 110/1-b-c için vardır; 110/1-a için metinde yoktur.
Bir noktaya özellikle dikkat edilmelidir. Madde 110/1-a'daki "fon kurulu" ifadesi 58. maddeye atıf yapar ve 58. madde konut ve varlık finansmanı fonlarını düzenler. Dolayısıyla portföy yönetim şirketinin yönettiği yatırım fonları bakımından 110/1-a'nın hangi öznelere uygulanacağı, "yatırım kuruluşu" tanımı (m.3) ve şirketin yetki belgesi gibi unsurlara bağlı olarak ayrıca tartışılır. Tanım, aracı kurumlar ile yatırım hizmet ve faaliyetinde bulunmak üzere esasları Kurulca belirlenen diğer sermaye piyasası kurumlarını kapsar. Bu yazı, portföy yönetim şirketinin her hâlde bu kapsamda olduğunu ileri sürmemektedir.
Bir diğer pratik fark, başvuru yönündedir. Fiyat manipülasyonu şüphesi çoğunlukla Kurulun piyasa gözetim kayıtlarında ve emir verilerinde görünür; güveni kötüye kullanma şüphesi ise fon varlıklarının kaydı, saklama kuruluşu hareketleri ve ilişkili taraflarla işlemler üzerinden izlenir. Bu yüzden yatırımcı, şüphesini hangi kayıt türüne dayandırdığını dilekçesinde açıkça belirtmelidir. Hangi kaydın dosyaya girdiğini ve nasıl değerlendirildiğini ise soruşturma makamları belirler.
Fon yöneticisinin kişisel sorumluluğu da suç tipine göre değişir. Şirket tüzel kişiliğinin yaptırımı ile gerçek kişinin ceza sorumluluğu ayrı kavramlardır; ceza sorumluluğu şahsîdir ve her kişi için kendi fiili ve kastı ayrıca değerlendirilir.
Suç duyurusu ve izlenecek yol
Her iki suç tipinde de soruşturma yapılması, SPK tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır; bu başvuru muhakeme şartıdır (m.115/1). Dava açılırsa iddianamenin kabulüyle birlikte Kurul katılan sıfatını kazanır (m.115/2). Kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı Kurul itiraz yetkisine sahiptir (m.115/4).
Yatırımcı, CMK m.158 uyarınca suça ilişkin ihbar veya şikâyeti Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluğa yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapabilir. Ancak SPKn kapsamındaki suçlarda soruşturma için Kurul başvurusu aranacağından, yatırımcının SPK'ya da bilgi vermesi ve olguları belgelemesi pratik açıdan yararlıdır. Ayrıca CMK m.158/6 gereği soyut ve genel nitelikte ihbarlar soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararıyla sonuçlanabilir; bu nedenle dilekçede tarih, hesap hareketi, fon adı, belge ve olgular somut yazılmalıdır.
Dilekçede şu başlıklar işe yarar: yatırımcının fon payı alım ve satım kayıtları, fon izahname ve içtüzük örneği, bilgi formları, yöneticiyle yapılan yazışmalar, fon portföy dağılımına ilişkin kamuya açık raporlar. Hangi suç tipinin gerçekten oluştuğu sonradan savcı ve mahkeme tarafından belirlenir; dilekçede kesin hüküm cümlesi kurmak yerine olguları sıralamak ve inceleme istemek daha isabetlidir.
Ceza yargılamasının, fon zararının tazmini için ayrı bir hukuk yolu gerektirebileceği de unutulmamalıdır; görevli mahkeme ve ispat yükü sitedeki ilgili yazıda anlatılmaktadır. Kişi adı verilmeyen bu yazıda kimse hakkında bir iddia ileri sürülmemekte; olay anlatımları yalnızca hukuki çerçeveyi örneklemektedir. Somut olayda avukata danışılması önerilir.
Delil, bilirkişi ve beklentiyi doğru kurmak
Her iki suç tipinde de dosyanın merkezinde teknik bilgi bulunur. Anılan Yargıtay kararlarında görüldüğü gibi, mahkemeler çoğunlukla bilirkişi raporlarına, Kurulun denetleme tespitlerine ve hesap hareketi kayıtlarına başvurur; raporlar arasındaki çelişkinin giderilmemesi bozma sebebi olabilmektedir (Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E.2018/177 K.2018/6961, 06.06.2018). Bu nedenle yatırımcının elindeki belgelerin düzenli, tarihli ve eksiksiz olması soruşturmanın sağlıklı ilerlemesine yardımcı olur.
Yatırımcının sık düştüğü bir yanılgı, fon değerinin düşmesinin tek başına suç anlamına geldiğini düşünmektir. Fon fiyatının düşmesi piyasa riskinin sonucu da olabilir; ceza hukuku yönünden aranan, belirli bir fiilin, kastın ve gerektiğinde amacın ortaya konulmasıdır. Piyasa dolandırıcılığında yanıltıcı izlenim amacı, güveni kötüye kullanmada ise tevdi edilen değer üzerinde yetkisiz tasarruf ve menfaat sağlama kastı tartışma konusudur. Zarar tek başına bu unsurların yerine geçmez.
Aynı şekilde, bir fon yöneticisi hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olması onun suçlu olduğu anlamına gelmez. Şüpheli sıfatındaki kişi hakkında kesin hüküm verilene kadar masumiyet karinesi geçerlidir. Soruşturmanın sonucu kovuşturmaya yer olmadığı kararı, kamu davası ve beraat ya da mahkûmiyet olabilir; yatırımcı beklentisini bu ihtimallerin hepsine göre kurmalıdır.
Son olarak, ceza dosyasının sonucunu beklemek zorunlu olmayabilir. Hukuk yoluyla tazminat, zamanaşımı ve süre meseleleri ayrı bir değerlendirme gerektirir; bu konular sitedeki fon zararı yazılarında ele alınmaktadır. Ceza soruşturmasının sürmesi, hukuk davası için öngörülen sürelerin işlemeyeceği anlamına gelmez; hangi sürenin ne zaman başladığı somut olaya göre değişir. Süre kaçırmamak için erken aşamada somut dosyanın bir avukat tarafından incelenmesi yararlıdır.
Kanundaki isteğe bağlı iade etkin pişmanlık mıdır?
7596 sayılı Kanunun 4. maddesinin 4. fıkrası (RG 27.10.2026, 33413), Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlarda tasfiye tarihine kadar katılma paylarını fona iade ederek ödeme almış kişilerin, girişlerinin TÜFE ile Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulüyle uygulanarak bulunacak miktarı aşan tutarda elde ettikleri getiriyi Kurulca ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edebileceğini söylüyor. Fon malvarlığında yer alan ve Kurulca 6362 sayılı Kanunun 104, 106 ve 107. maddelerine konu edilen paylardan kazanç elde edenler için de payın alım maliyetinin aynı yöntemle endekslenmesiyle bulunacak tutarı aşan kısım bakımından benzer bir iade öngörülüyor.
SPKn m. 110/3'teki etkin pişmanlık ise ayrı bir mekanizmadır. m. 110/1'in (b) ve (c) bentlerindeki güveni kötüye kullanma suçunu işleyen kişi, menfaat tutarına ek olarak bunun iki katını Hazineye ödediğinde, soruşturma başlamadan önce ödemede cezaya hükmolunmaz, soruşturma evresinde ödemede ceza yarı oranında, kovuşturmada hüküm verilinceye kadar ödemede üçte bir oranında indirilir. Yani ödeme Hazineye yapılır ve cezai sonuç doğurur.
Panelde (TBB Bilişim ve Teknoloji Hukuku Komisyonu ile TBB Eğitim Merkezi'nin 22 Ekim 2026 tarihli fon krizi eğitiminde) konuşmacılar o tarihte teklif aşamasında olan ve sonradan 7596 sayılı Kanunun 4. maddesinin dördüncü fıkrası olarak yayımlanan iadenin etkin pişmanlık olmadığını, yalnızca kaynak yaratmaya yönelik bir iyi niyet beyanı niteliği taşıdığını söyledi. Bu iyi niyetin zorlayıcılığı yoktu, iade edeni herhangi bir cezadan veya idari yaptırımdan koruyan bir yönü de bulunmuyordu; hatta iade eden kişi kendi aleyhine bir beyanda bulunmuş gibi bir duruma düşebilirdi. Konuşmacılardan biri bu konuların SPK'nın alt düzenlemeleriyle netleşeceğini ekledi. Bir başka konuşmacı, iadenin cezai, hukuki veya idari sorumlulukla bağlantısı olmadığı yönünde bir yorum yaptı; gerekçede ABD'deki zorunlu geri alım uygulamasının (clawback) örnek gösterildiğini, Türkiye'de bu yolun tercih edilmediğini anlattı. Bunlar panelde ifade edilen yorumlardır; soru sahibinin andığı 'herhangi bir cezai veya hukuki yaptırıma tabi olmadan' ifadesi ne ilk teklif metninde ne de yayımlanan Kanunun 4. maddesinin dördüncü fıkrasında görülmedi.
Soruşturma Kurul'un başvurusuna bağlı mıdır ve yatırımcı ne yapabilir?
SPKn m. 115/1'e göre bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir. m. 115/2'ye göre kamu davası açılması hâlinde iddianamenin kabulüyle birlikte bir örneği Kurula tebliğ edilir ve Kurul aynı zamanda katılan sıfatını kazanır. m. 115/4 kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı Kurulun itiraz yetkisini düzenler. Panelde bu kural 106 ve 107. maddedeki suçlar bağlamında anıldı; metne göre başvuru şartı kanundaki tüm suçlar için geçerlidir. m. 107 ve m. 110 bakımından da aynı usul işler.
Panelde konuşmacılardan biri, geçmiş bir finans kurumu tasfiyesindeki deneyime dayanarak herkese suç duyurusunda bulunmasını ve ceza dosyalarının takip edilmesini tavsiye ettiğini söyledi; kamu görevlilerinin yargılanması için ilgili makamdan izin istenmesi gerekebileceğini, bütün bunların kontrol altında tutulması için dosyaların izlenmesinin önemli olduğunu belirtti. Yatırımcı suç duyurusunda bulunsa da soruşturmanın başlaması m. 115'e göre Kurul başvurusuna bağlıdır; bu nedenle şikâyetin yanında Kurula da yazılı bilgi vermek yararlı olabilir. Suç duyurusunda belirli kişiler adıyla anılmadan, olay ve belgeler anlatılır; ilgililer hakkında soruşturma sürerken kimse suçlu sayılamaz.
TBK m. 74'e göre hukuk hâkimi, zarar verenin kusurunun olup olmadığına karar verirken ceza hâkiminin beraat kararıyla da bağlı değildir; ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz. Bu nedenle ceza dosyasındaki tespitler özel hukuk veya idari davada delil değeri taşıyabilir ama yargı yerini otomatik bağlamaz.
Özel hukuk davası açılabilir ama tahsil edilebilir mi?
Panelde bir yazılı soru, ceza sonrasında haksız fiil tazminatı davası açılıp açılamayacağını sordu. Konuşmacılardan biri, sorumlular hakkında suç işledikleri ileri sürüldüğü için mal varlıklarına el konulduğunu ve bunların fonların tasfiyesinde kullanılacağını, bu nedenle özel hukuktan dava açıldığında dava kazanılabilse de tahsil kabiliyeti olacağını düşünmediğini söyledi. Somut olayda tahsil kabiliyeti olduğu düşünülüyorsa özel hukuk yolunun bir seçenek olarak durduğunu ekledi. Bir başka konuşmacı, bu nedenle özel hukuk yolunun öncelikli görülmediğini ve panel kapsamına alınmadığını açıkladı.
Kanunun 6. maddesi de bu tabloyu etkiler. Bu maddeye göre fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda CMK m. 128 uyarınca el koyma kararı verilebilir; fona doğrudan iadesi hukuken mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları CMK m. 131 uyarınca ilgili fona veya geri kazanım hesabına iade edilir; Kurulun suç duyurusuna dayanak raporları m. 128'deki suçtan elde edilen değere ilişkin rapor sayılır. Bu hükümler 27 Ekim 2026'da yayımlanan 7596 sayılı Kanunun 6. maddesinin birinci fıkrasında yer alır.
Yatırımcı için pratik sonuç şudur: el konulan değerlerin fona veya geri kazanım hesabına aktarılması hâlinde tasfiye ödemesinde dikkate alınacağı, bu nedenle ayrıca tazminat davası açılıp açılmayacağının tasfiye sürecinin ilerleyişine bakılarak değerlendirilmesi gerektiği söylenebilir. Hangi yolun uygun olduğu dosyaya göre değişir.
Güncelleme notu
2/3939 esas numaralı kanun teklifi 22 Ekim 2026'da kabul edilerek 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun olarak 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Kanun, 17 Eylül 2026'dan geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi (m. 8). Kanun hükümlerine yapılan atıflar için yayımlanan metne bakılmalıdır; yazıda 'teklif' sözcüğü geçen yerler kanunlaşmadan önceki aşamaya ilişkin anlatımı gösterir.
Sık sorulan sorular
SPKn m.107 ile m.110 aynı olayda birlikte uygulanabilir mi?
Teorik olarak her iki hükme ilişkin fiiller aynı olay örgüsünde tartışılabilir; ancak içtima ve nitelendirme somut dosyaya bağlıdır. Bu soruyu savcılık ve mahkeme çözer.
Piyasa dolandırıcılığında ceza ne kadardır?
Güncel metne göre 107/1 ve 107/2 için üç yıldan beş yıla kadar hapis öngörülür; adli para cezası birinci fıkrada beş bin ile on bin gün, ikinci fıkrada beş bin güne kadardır.
Güveni kötüye kullanmada neden daha ağır alt sınır var?
Madde 110/1, sayılan fiilleri nitelikli hâl olarak düzenler ve TCK m.155/2'ye göre hükmolunacak cezanın üç yıldan az olamayacağını belirtir.
Yatırımcı doğrudan savcılığa şikâyette bulunabilir mi?
Evet, CMK m.158 buna izin verir. Ancak SPKn suçlarında soruşturma, Kurulun yazılı başvurusuna bağlıdır (m.115/1).
Etkin pişmanlık her iki suçta var mıdır?
107/1 ve 110/1-b-c için vardır; metinde 110/1-a için etkin pişmanlık hükmü yoktur.
7596 sayılı Kanundaki gönüllü iade, etkin pişmanlık gibi ceza indirimi sağlar mı?
Panelde konuşmacılar bunun etkin pişmanlık olmadığını, zorlayıcı olmadığını ve iade edeni yaptırımdan korumadığını söyledi. SPKn m. 110/3'teki etkin pişmanlıkta ödeme Hazineye yapılır ve menfaatin iki katı istenir. 7596 sayılı Kanun m. 4/4'teki iade ise isteğe bağlıdır ve Kurulca ilan edilen hesaplara yapılır; Kanunun 1-9. maddelerinde bu iadeye bağlanmış bir ceza indirimi ya da af hükmü bulunmamaktadır.
Suç duyurusu yeterli mi, SPK başvurusu şart mı?
SPKn m. 115/1'e göre soruşturma Kurulun yazılı başvurusuna bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartıdır. Yatırımcının suç duyurusu bilgi verir ama soruşturmanın başlaması için Kurul başvurusu gerekir.
Ceza dosyasındaki tespitler hukuk davasını bağlar mı?
TBK m. 74'e göre hukuk hâkimi, ceza hâkiminin beraat kararıyla da ceza hâkiminin kusur ve zarara ilişkin kararıyla da bağlı değildir. Ceza dosyasındaki tespitler delil olarak kullanılabilir.
Kaynaklar
- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.3, 58, 107, 110, 115
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.155
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.158
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E.2019/8372 K.2019/6880, 08.04.2019
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E.2016/46 K.2016/13857, 24.03.2016
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E.2018/177 K.2018/6961, 06.06.2018
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E.2016/11171 K.2016/21824, 25.10.2016
- TBMM: 2/3939 esas numaralı kanun teklifi, teklif metni ve gerekçe (PDF)
- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, mevzuat.adalet.gov.tr
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 74, mevzuat.adalet.gov.tr
- 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun (RG 27.10.2026, 33413)
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz.