Fonu size banka önerdi: hangi sorumluluk doğabilir?
Fon yatırımcısının karşısında birden çok kuruluş vardır: fonu yöneten portföy yönetim şirketi, fon varlıklarını saklayan kuruluş ve fonu size satan ya da alım emrinizi ileten banka veya aracı kurum. Bu yazı sonuncusuyla ilgilidir. Satan kuruluşun sorumluluğu, fonun kendi yönetimindeki hatalardan değil, kendi yükümlülüklerinin ihlalinden doğar.
Yatırım kuruluşları, faaliyetlerini müşteriyle imzalanan çerçeve sözleşmede belirtilen esaslar, emir gerçekleştirme yükümlülüğü ile özen ve sadakat borcu çerçevesinde yürütmek, basiretli bir tacir gibi davranmak ve müşteriyi ilgilendiren tüm konularda yeterli bilgilendirme ve şeffaflığı sağlamak zorundadır (III-39.1 m. 24/1). Hizmet sunmadan önce müşterinin sınıflandırılması, genel risk bildirimi ve, gerekiyorsa, uygunluk testi bu çerçevenin somut araçlarıdır.
Bankanın fonu önermiş olması tek başına sorumluluk doğurmaz. Fon değer kaybettiyse, aradığınız şey bankanın bu yükümlülüklerden birini ihlal etmesi, bunun zararınıza yol açması ve ikisi arasında nedensellik bulunmasıdır. Bir bankanın serbest fon pazarlamasına ilişkin bir davada Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, davacının iç tüzüğü teslim aldığını kabul eden sözleşmeye ve banka görevlisinin fondan çıkabileceğini hatırlattığı konuşma kayıtlarına dayanarak davanın reddini onamıştır (E. 2019/1905, K. 2020/5931). Bu karar, belgelerin ve kayıtların sonucu nasıl belirlediğini gösteriyor.
Uygunluk testi (III-39.1 m. 33): fon payında istisna ve ispat yükü
Uygunluk testi, yatırım kuruluşu tarafından pazarlanan ya da müşteri tarafından talep edilen ürün veya hizmetin müşteriye uygun olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla, müşterinin ürünün taşıdığı riskleri anlayabilecek bilgi ve tecrübeye sahip olup olmadığının tespit edilmesidir. Yatırım kuruluşları alım satıma aracılık ve halka arza aracılık faaliyetleri kapsamında yalnızca genel müşterilere uygunluk testi yapmakla yükümlüdür (m. 33/1).
İstisna maddenin ikinci fıkrasındadır: ürün müşterinin kendi talebi doğrultusunda sunuluyorsa ve kuruluş, uygunluk testi yapmakla yükümlü olmadığı hususunda müşteriyi bilgilendirmişse, yatırım fonu katılma payları için test zorunlu değildir. Bildirime ilişkin ispat yükü yatırım kuruluşuna aittir (m. 33/2). SPK'nın Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri Rehberi (19.12.2025 hâli) bu istisnayı şöyle açıklar: kuruluşun müşteriyi test yapmakla yükümlü olmadığı konusunda bilgilendirmesi şartıyla, "ürün veya hizmetin müşterinin kendi talebi doğrultusunda sunulması şartı aranmaksızın" TEFAS'ta işlem gören yatırım fonları ile para piyasası fonları ve kısa vadeli tahvil ve bono fonları için uygunluk testi zorunlu değildir. Bunlar dışında kalan tüm sermaye piyasası araçları için müşteri kendisi talep etse de uygunluk testi yapılmalıdır.
Test yapılıyorsa içeriği de belirlidir: kuruluş standart formlar kullanır; müşterinin yatırım süresi, risk ve getiri tercihleri ile yaşı, mesleği, eğitim durumu ve geçmişte yaptığı işlemlerin türü, niteliği, hacmi ve sıklığı sorulur (m. 33/3). Formu alan müşteri temsilcisinin ve hesabı onaylayan yetkilinin ad, soyad ve unvan bilgileri de saklanır (m. 33/6). Test sonucunda ürün müşteriye uygun görülmezse kuruluş müşteriyi yazılı olarak uyarır ve bu ürüne yönelik bire bir genel yatırım tavsiyesinde bulunamaz (m. 33/9). Uyarıya rağmen müşteri ürünü almak isterse, kuruluş bu yönde hizmet verip vermemekte serbesttir (m. 33/10). Kuruluş; formları, tevsik edici belgeleri ve yaptığı uyarıları Kurulun belge ve kayıt düzenlemelerine göre belirlenen süre boyunca saklamak zorundadır (m. 33/11).
Bunun uygulamadaki anlamı şudur: fonu satın alırken sizden test istenmediyse bu tek başına bir ihlal olmayabilir. Ancak kuruluş, sizi "test yapmakla yükümlü olmadığı" konusunda bilgilendirdiğini ispat etmek zorundadır. Fon TEFAS'ta işlem görmüyorsa ya da istisna kapsamına girmiyorsa test zorunludur ve bunun yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa sonucunun ne olduğu sorgulanabilir. Serbest fonlarda ise nitelikli yatırımcı belgelerinin temini ayrı bir yükümlülüktür (III-52.1 m. 25/4).
Yerindelik testi, yatırım danışmanlığı ve "size özel öneri"
Uygunluk testi ile yerindelik testi karıştırılır. Yerindelik testi, bireysel portföy yöneticiliği veya yatırım danışmanlığı hizmeti verilmeden önce uygulanır; müşteriye sunulacak hizmetin müşterinin yatırım amaçları, mali durumu ile bilgi ve tecrübesiyle uyumlu olup olmadığının değerlendirilmesidir (III-37.1 m. 40/1 ve 48/1).
Yatırım danışmanlığı, yetkili kuruluşun sermaye piyasası araçları hakkında, belli bir kişiye veya mali durumları, risk ve getiri tercihleri benzer nitelikteki bir gruba yönelik olarak yönlendirici nitelikte yorum ve tavsiyelerde bulunmasıdır (m. 45/1). Genel yatırım tavsiyeleri ile finansal bilgi sunulması bu kapsamda değildir (m. 45/2). Danışmanlık faaliyeti, Kuruldan izin almak kaydıyla aracı kurumlar, yatırım ve kalkınma bankaları ile portföy yönetim şirketleri tarafından yapılabilir (m. 46); maddede mevduat ve katılım bankaları sayılmamıştır. Danışmanlık yapılırken belirli bir getirinin sağlanacağına dair herhangi bir vaat veya taahhütte bulunulmaması da zorunludur (m. 48/2-e).
Bu çerçeve şu soruyu doğurur: müşteri temsilcisi size "bu fon sizin için uygun" diyerek özel bir yönlendirmede bulunduysa bu faaliyet genel tavsiye mi, yoksa danışmanlık mıdır? SPK Rehberi, temsilcinin uygunluk testi sonucuna göre belirlenen risk gruplarına yönelik standart dağılım tavsiyeleri verebileceğini ve müşteri bir ürünle ilgilendiğini söylerse getiri ve risk düzeylerini açıklayabileceğini belirtir. Ancak size özel, mali durumunuza göre biçimlendirilmiş yönlendirme danışmanlık niteliğine yaklaşır. Kuruluşun bu faaliyet için izni yoksa, yerindelik testi yapılmadan yönlendirme yapılması ayrı bir ihlal iddiasına dayanak olabilir. Bu değerlendirme olayın somut anlatımına ve kayıtlara bağlıdır.
Bir noktayı bilmek gerekir: yatırım danışmanlığından kaynaklanan zararlar, Yatırımcı Tazmin Merkezi'nin tazmin kapsamı dışındadır (6362 m. 84/2). Yani danışmanlık iddiası, tazmin sisteminden değil, kuruluşa karşı açılacak tazminat davasından takip edilir.
Risk bildirim formu ve bilgilendirme
Yatırım kuruluşları, çerçeve sözleşme imzalamadan önce genel müşterilerine sermaye piyasası araçları ile yatırım hizmet ve faaliyetlerine ilişkin genel riskleri açıklamak, Genel Risk Bildirim Formu'nun bir örneğini vermek, formun okunup anlaşıldığına dair yazılı beyan almak ve bir örneğini müşteriye vermek zorundadır (III-39.1 m. 25/1). Alım satıma aracılık faaliyetinde, genel riskin yanı sıra işleme konu sermaye piyasası araçlarının riskleri de müşteriye açıklanır ve bu açıklamaların okunup anlaşıldığına dair yazılı beyan alınır (m. 25/2).
Bu açıklamaların asgari içeriği sayılmıştır: işlemlere ilişkin komisyon, ücret ve vergi tutar veya oranları, ikincil piyasanın olup olmadığı, karşı taraf riski, likidite riski ve piyasa riskini içeren risk profili gibi konular yer alır. Düzenleme, bu hususların genel ve muğlak ifadeler ya da düzenlemelere yapılan atıflar yerine mümkün olduğunca sayısal veya somut örneklerle açıklanmasını esas alır (m. 25/3).
Fon yatırımcısı açısından şu sorular anlamlıdır: form fonun türünü (serbest, hisse senedi, para piyasası) ve buna özgü riskleri anlatıyor mu? Likidite riskini, yani fon varlıklarının satılamama ihtimalini ve iade sürelerinin uzayabileceğini içeriyor mu? İçtüzük, izahname ve yatırımcı bilgi formu size teslim edildi mi? İmza tarihi işlem tarihinden önce mi? Formun varlığı kuruluşu tek başına kurtarmaz; formun içeriğinin somut olayda yeterli açıklamayı yapıp yapmadığı ayrıca değerlendirilir.
İspat için hangi belgeleri toplamalısınız?
Uygunluk ve bilgilendirme yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediğini gösteren belgelerin önemli kısmı kuruluşun elindedir; ancak bir kısmı sizde vardır ve kaybolabilir. Şu belgeleri toplamanız yerinde olur: çerçeve sözleşme ve ekleri, genel risk bildirim formu ve fona özgü risk bildirimleri, uygunluk testi formu ve sonucu (varsa "uygun değil" uyarısı), yerindelik testi (yapıldıysa), müşteri sınıflandırması hakkındaki bilgilendirme (genel veya profesyonel müşteri), serbest fon için nitelikli yatırımcı beyanı ya da taahhütnamesi, izahname, içtüzük ve yatırımcı bilgi formunun teslim belgesi, alım talimatı ve onayı, hesap ekstreleri.
Bunlara ek olarak müşteri temsilcisiyle yazışmalar (e-posta, kısa mesaj, mesajlaşma uygulamaları), tanıtım broşürleri, sunumlar, çağrı merkezi ve telefon görüşme kayıtları, uygulama içi ekran görüntüleri ve fonun fiyat geçmişi de önemli olabilir. Yatırım kuruluşları, formları, tevsik edici belgeleri ve yaptıkları uyarıları Kurulun belge ve kayıt düzenlemelerine göre belirlenen süre boyunca saklamak zorundadır (III-39.1 m. 33/11). Bu kayıtları kuruluştan yazılı olarak isteyebilirsiniz; kendi kişisel verilerinize ilişkin kayıtlar için ayrıca kişisel verilerin korunması mevzuatındaki başvuru hakkınızdan yararlanılabilir.
Delillerin kaybolma ihtimali varsa, dava açmadan önce delil tespiti istenebilir: hukuki yararın bulunması şartıyla, ileride açılacak davada ileri sürülecek bir vakıanın tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi, keşif veya tanık ifadelerinin alınması talep edilebilir; delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilindeyse hukuki yarar var sayılır (HMK m. 400).
Tüketici mahkemesi mi, asliye ticaret mahkemesi mi?
Tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişidir; tüketici işlemi ise ticari veya mesleki amaçla hareket eden kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil her türlü sözleşme ve hukuki işlemdir (TKHK m. 3/1-k ve l). Tüketici işlemlerinden doğan davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir (m. 73/1). Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler hakkında başka kanunlarda düzenleme bulunması, işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez (m. 83/2).
Yatırım amaçlı işlemlerde bu görev sorusu yargıda tartışmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri sözleşmesine ilişkin bir kararda, hizmetin finansal işlemler için alındığını, bu amaç karşısında davacının tüketici sayılamayacağını belirtmiş ve yerel mahkemenin görevsizlik kararını onamıştır (E. 2017/22, K. 2018/1102, 16.05.2018). Aynı Kurul, kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesine ilişkin başka bir kararda, sözleşmede yatırım işlemlerinin "ticari amaçlı" olduğunun açıkça belirtilmesi nedeniyle tüketici mahkemelerini görevli saymamıştır; karar oy çokluğuyla alınmış ve bir kısım üye tüketici mahkemesinin görevli olduğu görüşünde karşı oy yazmıştır (E. 2017/2348, K. 2019/82, 07.02.2019). Yargıtay 19. Hukuk Dairesi de bir fon hesabı alacağına ilişkin itirazın iptali davasında, 6502 sayılı Kanun kapsamında bir tüketici işleminden söz edilemeyeceği gerekçesiyle, ticaret mahkemesinin tüketici mahkemesinin görevli olduğu yönünde verdiği görevsizlik kararını bozmuştur (E. 2016/17499, K. 2018/2251, 24.04.2018).
Öte yandan bölge adliye mahkemeleri farklı sonuca varabilmektedir. İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi, hisse senedi ve fon satın aldığını ileri süren, tacir olmayan gerçek kişi yatırımcının yatırım hizmetleri çerçeve sözleşmesini tüketici işlemi kabul etmiş; finansal hizmetlerin tüketici işlemi kapsamına alındığını, işin yalnızca finansal olmasının işlemin tüketici işlemi olmadığını göstermeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararını doğru bulmuştur (E. 2024/848, K. 2024/1503, 03.10.2024).
Özetle yerleşik tek bir yaklaşım yok. Sonucu belirleyen hususlar genellikle şunlardır: sözleşmede yatırımın amacının nasıl yazıldığı, kişinin tacir veya meslek sahibi olup olmadığı, yatırım tutarı ve işlem sıklığı. Yanlış mahkemede dava açılırsa görevsizlik kararı verilir; bu kararın kesinleşmesinden sonra iki hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini istemezseniz dava açılmamış sayılır (HMK m. 20/1). Tüketici mahkemesi seçeneğinin pratik avantajları da vardır: tüketici, yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde dava açabilir (TKHK m. 73/5) ve tüketicilerin açtığı davalar harçtan muaftır (m. 73/2). Değeri Kanunda belirtilen parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda ise önce tüketici hakem heyetine başvurmak zorunludur (m. 68/1); bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır.
Arabuluculuk dava şartı: TKHK m. 73/A ve TTK m. 5/A
Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Tüketici hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar, hakem heyeti kararlarına itirazlar, Kanunun 73/6 ve 74. maddelerindeki davalar ve tüketici işlemi mahiyetindeki taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar bu şartın dışındadır (TKHK m. 73/A/1). Arabuluculuk sonunda anlaşma sağlanamaması hâlinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır; bu ücret iki saatlik ücret tutarını geçemez (m. 73/A/3).
Ticari davalarda ise konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (TTK m. 5/A/1). Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (m. 5/A/2). Tüketici uyuşmazlıklarında ise genel hüküm olan Arabuluculuk Kanunu m. 18/A/9 uyarınca süre üç haftadır ve en fazla bir hafta uzatılabilir.
Hangi mahkemede dava açılacağı tartışmalı olduğundan, pratik sonuç şudur: yatırım kuruluşuna karşı fon zararı davası ister tüketici mahkemesinde ister asliye ticaret mahkemesinde açılsın, önce arabulucuya başvurulmalıdır. Başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır (6325 sayılı Kanun m. 18/A/4). Anlaşamama son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesine eklenir; eklenmezse mahkeme bir haftalık kesin süre verir, süre içinde sunulmazsa dava usulden reddedilir; arabulucuya hiç başvurulmadan dava açılırsa dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir (m. 18/A/2). Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (m. 18/A/15).
TEFAS'a kapalı fon satışında bankanın rolü ve kontrol noktaları
Panelde (TBB Bilişim ve Teknoloji Hukuku Komisyonu ile TBB Eğitim Merkezi'nin 22 Ekim 2026 tarihli fon krizi eğitiminde) yazılı bir soru, yalnızca belirli bir kuruluş üzerinden alınabildiği düşünülen kapalı bir fonun bir bankadan da alınabildiği örnekleri sordu: usule aykırı bir alım ve bankanın aracılığı varsa banka doğrudan sorumlu olur mu? Konuşmacı TEFAS'a kapalı fonların dağıtım sözleşmeleriyle, bire bir sözleşmeler yapılarak satılabildiğini, örnekte büyük olasılıkla böyle bir durum bulunduğunu söyledi. Bu yanıt belirli bir fonla ilgili olgu iddiası değil genel açıklamadır.
Bankanın sorumluluğunu değerlendirirken panelde dört nokta sayıldı: müşterinin nitelikli yatırımcı olup olmadığı ve nitelikli sayılırken doğru bilgilendirme yapılıp yapılmadığı, telefonla yapılan işlemlerin ses kayıtları, müşteri temsilcisinin yanlış veya yanıltıcı beyanları ve temsilcinin ya da bankanın satıştan aldığı primlerle fonun pazarlanmasına yönelik faaliyetler. Konuşmacı bunların yalnızca satışa aracılık eden banka için geçerli olduğunu ve dağıtıcının bunun dışında bir sorumluluğu bulunmadığını belirtti. Fonu asıl yönetenin portföy yönetim şirketi olduğunu da ekledi.
Bu dört nokta, yazının uygunluk testi ve yerindelik testi bölümlerini tamamlayan pratik bir kontrol listesidir. Her biri belgeye bağlanmalıdır: nitelikli yatırımcı beyanı ve tarihi, hesap açılış belgeleri, çağrı kaydı talebi, yazışmalar ve ekran görüntüleri. Ses kaydının mevcut olup olmadığı ve sürelere uygun saklanıp saklanmadığı bankadan yazılı olarak sorulabilir. Sonuç kayıtların içeriğine göre değişir.
İzahname sorumluluğu (SPKn m. 10) ile fon satışındaki sorumluluk aynı şey mi?
SPKn m. 10/1'e göre izahnamede yer alan yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan ihraççılar sorumludur. Zararın ihraççılardan tazmin edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması hâlinde halka arz edenler, ihraca aracılık eden lider aracı kurum, varsa garantör ve ihraççının yönetim kurulu üyeleri kusurlarına ve durumun gereklerine göre zararlar kendilerine yükletilebildiği ölçüde sorumludur. m. 10/2'ye göre izahnamede yer almak üzere rapor hazırlayan bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme kuruluşları da raporlarındaki yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerden sorumludur.
Panelde yazılı bir soru, m. 10'da izahnameden sorumlu sayılan bankalara dava açılıp açılamayacağını sordu. Konuşmacı izahnamedeki bilgilerde hukuka aykırılık, yanlış beyan veya yanlış yönlendirme varsa izahname sorumluluğu yoluyla dava açılabileceğinden şüphe olmadığını söyledi. Ancak somut olayda genel olarak görülenin, halka arz işlemleri bittikten ve zaman geçtikten sonra manipülatif hareketlerle hisse fiyatlarının farklı noktalara getirilmiş olması olduğunu belirtti. Bu durumda SPK'nın piyasa bozucu eylemler konusunda hangi aksiyonları aldığının ve hangi anomalilerin tespit edildiğinin mahkeme aracılığıyla istenmesi ve davanın bu şekilde biçimlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yani izahnamede yanlış yazılmış somut bir husus varsa dava mümkündür, ama olayların büyük bölümü izahname sonrasındaki manipülasyonla ilgilidir.
Bu fark önemli: halka arz izahnamesi ile fonun izahnamesi ve satış sürecindeki bilgilendirme ayrı düzenlemelere tabidir. m. 10'un fon izahnameleri bakımından nasıl uygulanacağı bu yazıda teyit edilmemiştir; fon satışında dayanak olarak yazının önceki bölümlerindeki uygunluk testi, bilgilendirme ve dürüstlük kuralları esas alınmalıdır.
Sık sorulan sorular
Fonu bana banka önerdi, banka sorumlu olur mu?
Olabilir, ancak otomatik değildir. Bankanın, uygunluk testi, risk bildirimi, bilgilendirme ve özen ve sadakat yükümlülüklerinden birini ihlal ettiği ve bunun zararınıza yol açtığı gösterilmelidir (III-39.1 m. 24, 25, 33). Fondaki değer kaybı tek başına bankanın sorumluluğu için yeterli değildir.
Uygunluk testi yapılmadıysa banka mutlaka sorumlu mudur?
Hayır. Fon katılma paylarında, kuruluş müşteriyi test yapmakla yükümlü olmadığı konusunda bilgilendirmişse test zorunlu değildir; bu bilgilendirmenin ispat yükü kuruluştadır (m. 33/2). Bu istisna kapsamında olmayan ürünlerde ise test yapılmaması bir ihlal iddiası doğurur.
Risk bildirim formu imzaladım, dava açamaz mıyım?
Açabilirsiniz. Formun varlığı kuruluşun savunmasını güçlendirir; ancak formun fonun türünü ve risklerini, özellikle likidite riskini somut biçimde açıklayıp açıklamadığı, formun ne zaman imzalandığı ve size fonun bilgilendirme belgelerinin teslim edilip edilmediği ayrıca değerlendirilir (m. 25).
Bankadan hangi belgeleri isteyebilirim?
Çerçeve sözleşme, risk bildirim formları, uygunluk testi formu ve sonucu, yerindelik testi (varsa), alım talimatı ve onayı, hesap ekstreleri, izahname ve içtüzük teslim belgeleri, müşteri temsilcisiyle yazışmalar ve varsa çağrı kayıtlarını yazılı olarak isteyebilirsiniz. Kuruluş formları ve uyarıları Kurul düzenlemelerine göre belirlenen süre saklamak zorundadır (m. 33/11).
Fon davası tüketici mahkemesinde mi açılır?
Yerleşik tek bir yaklaşım yok. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bazı yatırım sözleşmelerinde tüketici mahkemesini görevli saymamış, İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi ise hisse ve fon alan bireysel yatırımcıyı tüketici saymıştır. Sözleşmedeki amaç ifadesi, kişinin durumu ve işlem tutarı belirleyicidir.
Arabuluculuğa başvurmak zorunlu mu?
Evet. Tüketici mahkemelerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TKHK m. 73/A). Asliye ticaret mahkemesinde de konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m. 5/A). Başvuru zamanaşımını durdurur (6325 m. 18/A/15).
Yatırım danışmanlığı ile genel yatırım tavsiyesi arasındaki fark nedir?
Yatırım danışmanlığı, belli bir kişiye veya mali durumları ve risk ve getiri tercihleri benzer bir gruba yönelik, yönlendirici nitelikteki yorum ve tavsiyedir ve yerindelik testi gerektirir (III-37.1 m. 45 ve 48). Belli bir kişiye veya benzer nitelikteki gruba yönelik olmayan genel tavsiye ve bilgi sunumu danışmanlık sayılmaz (m. 45/2, m. 73).
Kapalı fonu banka sattıysa banka sorumlu olur mu?
Panelde konuşmacı, TEFAS'a kapalı fonların dağıtım sözleşmeleriyle satılabildiğini, dağıtıcı bankanın sorumluluğunun satışa aracılıkla sınırlı olduğunu anlattı. Nitelikli yatırımcı sayılma, ses kayıtları, müşteri temsilcisinin beyanları ve primler incelenecek noktalar olarak sayıldı. Sonuç olaydaki belgelere bağlıdır.
SPKn m. 10 fon zararında banka aleyhine dava açmak için yeterli mi?
Hayır, tek başına yeterli değildir. m. 10 izahnamedeki yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerden doğan zararları düzenler. Panelde de olayların büyük bölümünün izahname sonrası manipülasyonla ilgili olduğu söylendi. Fon satışında uygunluk testi ve bilgilendirme ihlali ayrıca değerlendirilir.
Kaynaklar
- Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ (III-39.1)
- Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (III-37.1)
- Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.1)
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu
- SPK: Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber (i-SPK.37.7, 19.12.2025 hâli)
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2348, K. 2019/82, T. 07.02.2019
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/22, K. 2018/1102, T. 16.05.2018
- Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/17499, K. 2018/2251, T. 24.04.2018
- İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/848, K. 2024/1503, T. 03.10.2024
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/1905, K. 2020/5931, T. 16.12.2020
- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, mevzuat.adalet.gov.tr
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz.