Soruşturma aşamasında ne biliniyor, ne bilinmiyor
Pusula Portföy'e ait fonların tasfiyesi, Sermaye Piyasası Kurulunun 17 Eylül 2026 tarihli kararıyla gündeme geldi. Bu tasfiyenin yatırımcı açısından işleyişi sitedeki ayrı yazıda anlatılıyor. Burada konu, aynı olaylarla bağlantılı olarak kamuya yansıyan ceza soruşturmasının usul çerçevesidir. 24 Eylül 2026 itibarıyla soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğü ve henüz kovuşturma aşamasına geçilmediği bilinmektedir. Bu yazıda kişi adı yer almaz ve kimse hakkında kesin bir yargıya varılmaz.
Ceza muhakemesinde iki kavramı ayırmak gerekir. Soruşturma, suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir; kovuşturma ise iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar sürer (CMK m. 2). Soruşturmadaki kişiye şüpheli, kovuşturmadaki kişiye sanık denir. Her iki aşamada da suçluluğu bir mahkeme kararı kesinleştirmedikçe kimse suçlu sayılamaz. Haberlerde geçen nitelemeler iddiadır; kanıtlanmış olgu değildir.
Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmakla yükümlüdür. Bu araştırmada yalnızca şüphelinin aleyhine olan delilleri değil, lehine olanları da toplar ve şüphelinin haklarını korur (CMK m. 160). Dolayısıyla soruşturmanın uzaması ya da bir kişinin gözaltına alınması, sonuçta iddianame düzenleneceği ya da mahkûmiyet çıkacağı anlamına gelmez. Yatırımcının bu aşamadaki rolü, kendi zararını ve elindeki belgeleri usulüne uygun biçimde dosyaya taşımaktır.
Yatırımcı için pratik sonuç şudur. Haberlere bakarak panik kararı vermek yerine, sürecin hangi aşamada olduğunu ve hangi hakların hangi aşamada kullanılabildiğini bilmek gerekir. Soruşturma aşamasında yatırımcı çoğunlukla bilgi veren ve delil sunan taraftır; yargılama aşamasında ise dosyaya katılan ve kanun yoluna başvurabilen bir taraf hâline gelebilir. Aradaki süre, savcılığın iş yüküne ve bilirkişi incelemelerinin uzunluğuna göre değişir; bu süre hakkında resmî bir takvim açıklanmamıştır.
Şikâyet nasıl yapılır, nereye verilir
Suça ilişkin ihbar ya da şikâyet, Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. Valiliğe, kaymakamlığa ya da mahkemeye verilen şikâyet ilgili başsavcılığa gönderilir. Şikâyet yazılı olabileceği gibi, tutanağa geçirilmek üzere sözlü de yapılabilir (CMK m. 158). Fon yatırımcıları için pratikte en sağlıklı yol, bir avukat aracılığıyla hazırlanmış yazılı dilekçeyi, fonun soruşturmayı yürüten başsavcılığa, o mümkün değilse bulunduğunuz yerdeki başsavcılığa sunmaktır.
Dilekçede şu bilgilerin açık yazılması işe yarar. Fon kodu ve unvanı, alım tarihleri ve pay adetleri, ödenen tutarlar, tasfiye ya da iade ödemelerinden sonra ortaya çıkan zarar tahmini, fonun size hangi kanaldan ve nasıl sunulduğu. Dekontlar, hesap özeti, saklama dökümü ve yazışmalar ek olarak verilir. Şikâyetin amacı kimseyi suçlu ilan etmek değil, olayın soruşturulmasını ve delillerin toplanmasını istemektir; bu nedenle somut olgulara dayanan, hakaret içermeyen bir dil tercih edilmelidir.
Kanun, ihbar veya şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması ya da fiilin suç oluşturmadığının hiçbir araştırma gerekmeksizin açıkça anlaşılması hâlinde soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesini öngörür. Bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilmez; karar şikâyetçiye bildirilir ve CMK m. 173'teki usule göre itiraz edilebilir (CMK m. 158/6). Soruşturma zaten yürüyorsa ayrı bir şikâyet her zaman zorunlu olmasa da, mağdur olarak kayda geçmek ve dosyadan bilgi alabilmek açısından şikâyetçi sıfatının oluşması önemlidir.
Suçtan zarar gören, şikâyetçi ve katılan: üç ayrı kavram
Günlük dilde bu üç sıfat birbirine karıştırılır. Suçtan zarar gören, suçun doğrudan ya da dolaylı sonucu olarak zarara uğrayan kişidir. Fon yatırımcısı, iddia edilen fiillerin pay değerine yansıyan zararını ileri sürüyorsa bu sıfatı taşıdığını savunabilir; ancak zararın suçla bağlantısı ve kimin suçtan zarar gördüğü sonuçta yargı makamlarınca belirlenir. Şikâyetçi, şikâyet hakkını kullanarak kovuşturma talep eden kişidir. Katılan ise ceza davası açıldıktan sonra, şikâyetçi olduğunu bildirerek kamu davasına katılma talebi kabul edilen kişidir.
Kanun, mağdurla şikâyetçinin haklarını soruşturma ve kovuşturma evresi için ayrı ayrı sayar (CMK m. 234). Soruşturmada delillerin toplanmasını isteme, soruşturmanın amacını bozmamak koşuluyla belge örneği isteme, vekili aracılığıyla soruşturma belgelerini inceletme ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etme bu haklar arasındadır. Kovuşturmada duruşmadan haberdar edilme, davaya katılma, tutanak ve belge örneği isteme, tanıkların çağrılmasını isteme ve davaya katılmış olmak koşuluyla hükme karşı kanun yoluna başvurma yer alır. Vekili bulunmayan mağdur için baro tarafından avukat görevlendirilmesi ise yalnızca kanunda sayılan suç türlerinde ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda istenebilir.
Dosya incelemesi konusunda bir uyarı yapmak gerekir. Müdafiin soruşturma dosyasını inceleme yetkisi, kanunda sayılan bazı suçlarda soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemesi için hâkim kararıyla kısıtlanabilir; suç işlemek amacıyla örgüt kurma da bu listede yer alır. Suçtan zarar görenin vekili de bu maddenin tanıdığı imkândan yararlanır, ancak kısıtlama kararı ona da uygulanır. Bilirkişi raporları ve ifade tutanakları kısıtlamanın dışında tutulmuştur (CMK m. 153). Yani dosyaya erişimin bir süre sınırlı olması tek başına yatırımcının haklarının ihlal edildiği anlamına gelmez.
Tüzel kişiler de suçtan zarar gören olabilir. Fona yatırım yapan bir şirket, vakıf ya da dernek, yetkili temsilcisi aracılığıyla şikâyette bulunabilir ve katılma talebini aynı usulle iletebilir. Birden fazla pay sahibi aynı avukatla temsil edilebilir; ancak yatırımcıların çıkarları farklılaşıyorsa, örneğin satın alma kanalı ya da zarar miktarı bakımından, ayrı vekil tutmak gerekebilir. Vekâletname, ceza dosyasında yetkinin dayanağı olduğundan, kapsamının şikâyet, katılma ve kanun yollarını içerdiğinden emin olunmalıdır.
Sermaye piyasası suçlarında Kurul ve katılan sıfatı
6362 sayılı Kanunda tanımlanan ya da atıf yapılan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Sermaye Piyasası Kurulunun Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartıdır. Başvuru üzerine kamu davası açılırsa iddianamenin kabulüyle birlikte bir örneği Kurula tebliğ edilir ve Kurul aynı zamanda katılan sıfatını kazanır. Soruşturmada savcı Kurul meslek personelinden yararlanabilir; kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilirse Kurul da bu karara itiraza yetkilidir (6362 m. 115).
Bu düzenleme yatırımcı için iki sonuç doğurur. Birincisi, kanunun saydığı sermaye piyasası suçları bakımından Kurulun başvurusu aranır; bu nedenle yatırımcının doğrudan başsavcılığa şikâyeti, Kurulun değerlendirmesinin yerine geçmez. İkincisi, Kurulun katılan olması yatırımcının katılma hakkını ortadan kaldırmaz; mağdur ve suçtan zarar gören kişiler ayrıca katılma talebinde bulunabilir. Kurulun başvurusunun yapılıp yapılmadığı, hangi suçlara ilişkin olduğu ve kapsamı bu yazıda doğrulanabilen bilgiler arasında değildir.
Soruşturmada gündeme gelebilecek suç tipleri kamuya yansıyan bilgilerde farklı biçimlerde anılmaktadır; bunlar kesinleşmiş nitelendirmeler değil, iddiadır. Kanunda şunlar düzenlenir. Tacir ya da şirket yöneticisi olan veya şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık, nitelikli hâl olarak üç yıldan on yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörür (TCK m. 158/1-h). Fon kuruluna veya yatırım kuruluşuna tevdi edilen kıymetlerin kendisinin veya başkasının menfaatine kullanılması ya da ilişkili kişilerle emsallerine aykırı işlemlerle kolektif yatırım kuruluşlarının malvarlığının azaltılması, güveni kötüye kullanmanın nitelikli hâli sayılır (6362 m. 110). Fiyatlar hakkında yanıltıcı izlenim yaratmaya yönelik işlemler piyasa dolandırıcılığıdır (6362 m. 107). Hangi hükmün somut olaya uyduğuna soruşturma ve yargılama sonunda karar verilir.
Yargıtay uygulamasından bir örnek: unsurların ayrıntılı incelenmesi
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.02.2023 tarihli, E. 2022/330, K. 2023/75 sayılı kararı, bir aracı kurum ve müşterileri arasındaki uyuşmazlıkta TCK m. 158/1-h kapsamında nitelikli dolandırıcılık iddiasını ele almıştır. Genel Kurul, aracı kurumla ilgili düzenleyici tespitleri, işlemlerin hesaplara yansıma biçimini ve zararın nasıl doğduğunu dosya kapsamına göre değerlendirmiş; olayda hileli davranış unsurunun oluşmadığı sonucuna varıp Başsavcılığın itirazını reddetmiştir. Bu karar tek başına her fon uyuşmazlığını bağlamaz; amacı, ceza yargılamasında her somut olayın unsurlar bakımından ayrıca incelendiğini göstermektir.
Bu örneğin yatırımcı açısından iki pratik mesajı vardır. Zarar doğması, tek başına bir suçun oluştuğu anlamına gelmez; ceza hukuku, zararın hangi fiilden ve hangi kasıttan kaynaklandığını arar. Aynı olay hem idari yaptırım hem hukuk davası hem de ceza soruşturması konusu olabilir ve her yol ayrı bir ölçüte bağlıdır. Bu yüzden yalnız ceza dosyasının sonucuna bakarak hak kaybı ya da hak kazanımı beklemek gerçekçi değildir.
Yatırımcıların taşıdığı beklenti çoğu kez cezaya hükmedilmesi yönündedir. Ceza mahkemesi, tazminat konusunda sınırlı bir rol oynar; zararın giderilmesi çoğunlukla hukuk yoluyla istenir. Sitedeki fon zararı zamanaşımı yazısı ile toplu dava yazısı bu yolların ayrıntısını anlatır; burada yalnız ceza yargılamasının yatırımcıya sağladığı katkı ele alınmıştır.
Karar incelenirken dikkat edilmesi gereken bir nokta da, kararın eski bir olaya ve o tarihte yürürlükte olan hükümlere dayanmasıdır. Sermaye piyasası mevzuatı sonraki yıllarda değişmiştir; bu nedenle emsal olarak okunurken hem olgu farkı hem de mevzuat farkı gözetilmelidir. Dosyada Kurulun daha önce idari yaptırım uyguladığı ya da ceza başvurusunda bulunmadığı bir olay, bu kararda olduğu gibi unsur değerlendirmesinde ağırlık kazanabilir; Pusula fonları bakımından benzer bir durum bulunup bulunmadığı ise dosya kapsamından anlaşılır. Bu yüzden emsal kararlar yol gösterir, ancak sonucu önceden belirlemez.
Katılma ve kanun yolları: kovuşturmaya yer olmadığı kararı, iddianame ve hüküm
Soruşturma sonunda savcı, yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi ya da kovuşturma olanağının bulunmaması hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Karar suçtan zarar görene ve ifadesi alınmış şüpheliye bildirilir; kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir (CMK m. 172). Suçtan zarar gören, bildirimin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller gösterilir (CMK m. 173). Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa savcı iddianame düzenler; itirazın reddedilmesi hâlinde aynı fiilden dolayı yeniden dava açılabilmesi için yeni delil ve hâkimlik kararı gerekir.
İddianame kabul edilip dava açıldığında, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında, hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilir. Kanun yolu aşamasında yeni bir katılma talebinde bulunulamaz; ilk derecede ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan talepler ise kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenir (CMK m. 237). Çok sayıda yatırımcının bulunduğu dosyalarda her yatırımcı ayrı ayrı katılma dilekçesi vermelidir; toplu dilekçe imkânı mahkemenin uygulamasına göre değişebilir.
Katılan sıfatını alan kişi, davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurabilir (CMK m. 234). Kanun yolları, Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık, katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için açıktır (CMK m. 260). Süreleri kaçırmamak için hükmün tebliğ tarihini kayda geçirmek gerekir. Genel bilgi niteliğindeki bu açıklamalar hukuki tavsiye değildir; somut dosyanız için bir avukata danışın.
Ceza dosyasını izlemek idari davayı nasıl etkiler?
Panelde (TBB Bilişim ve Teknoloji Hukuku Komisyonu ile TBB Eğitim Merkezi'nin 22 Ekim 2026 tarihli fon krizi eğitiminde) konuşmacılardan biri, hisse senedi gibi tasfiye süreci olmayan varlıklarda zararın oluştuğu anda doğduğunu, bu durumda idareye başvurulup ihmali eyleme dayalı hizmet kusuru nedeniyle tam yargı davası açılabileceğini, ancak bunun zor bir dava olduğunu anlattı. Aynı konuşmacıya göre bu davalarda idarenin hizmet kusuru nedeniyle 'anormal ve özel' bir zarar oluştuğunu, yani olağan finansal riskin ötesinde ve gerçekten manipülasyondan kaynaklanan bir zarar bulunduğunu ispat etmek gerekir. 'Anormal ve özel zarar' idari yargının zaten kullandığı bir ölçüttür.
Panelde vurgulanan nokta, görülmekte olan ceza davalarının bu ispatta önemli olduğuydu: usulsüzlüklerin ceza davalarında ortaya çıkması idari yargıdaki davalar için önemli delil oluşturabilir. Bu nedenle avukatların ceza dosyalarına bir şekilde dahil olması ve dosyaları takip etmesi gerektiği, bunun her hisse senedi ve her olay için ayrı ayrı yapılması gerektiği söylendi. Anayasa m. 125 idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunu açık tutar ve idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu söyler; hizmet kusuru davası bu temele dayanır.
Yatırımcının ceza davasına katılması ya da dosyayı izlemesi, idari davadaki ispat yükünü kendiliğinden kaldırmaz. Ceza dosyasındaki bilirkişi raporları, iddianame ve kararlar idari davada delil olarak sunulabilir; ancak idarenin hangi yetkiyi neden kullanmadığı, zarar ile arasındaki nedensellik ve zararın normal riski aşıp aşmadığı idari davada ayrıca ortaya konmalıdır. İddialar soruşturma ve kovuşturma aşamasındadır; ilgililer suçlu sayılamaz.
Soruşturma sürerken el konulan değerler ve geri kazanım hesabı
7596 sayılı Kanunun 6. maddesinin birinci fıkrası, fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda CMK m. 128'e göre el koyma kararı verilebileceğini söylüyor. El konulan değerler arasında fona doğrudan iadesi hukuken mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları varsa bunlar CMK m. 131 uyarınca ilgili fona veya geri kazanım hesabına iade ediliyor. Fona devredilemeyen mal varlığı bakımından TMSF kayyım olarak atanabiliyor ve dava sonucunu beklemeden malvarlıklarını satabiliyor veya tasfiye edebiliyor; elde edilen tutarlar her fon için ayrı açılan geri kazanım hesaplarında izleniyor. Yargılama sonucunda müsadereye karar verilen ve suçtan zarar gören fonun malvarlığından çıktığı veya fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerler Hazineye gelir kaydedilmeden ilgili fona ya da geri kazanım hesabına aktarılıyor.
Bu hükümler 7596 sayılı Kanunun 6. maddesindedir; Kanun 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Soruşturmanın kapsamı, kimlerin şüpheli olduğu ve el konulan değerlerin niteliği hakkında bu yazıda kesin bilgi verilmemektedir.
Yatırımcının katılan sıfatıyla davaya katılması, mağdur veya suçtan zarar gören sıfatıyla bilgi ve belge talep edebilmesi anlamına gelir; ancak el konulan değerlerin dağıtımı fon ve tasfiye mevzuatındaki esaslara göre yapılacaktır. Bu yüzden katılma talebi ile tasfiye alacağının ayrı yollar olduğu akılda tutulmalı, hangi yolun hangi sonucu doğuracağı dosyaya göre değerlendirilmelidir.
Güncelleme notu
2/3939 esas numaralı kanun teklifi 22 Ekim 2026'da kabul edilerek 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun olarak 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Kanun, 17 Eylül 2026'dan geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi (m. 8). Kanun hükümlerine yapılan atıflar için yayımlanan metne bakılmalıdır; yazıda 'teklif' sözcüğü geçen yerler kanunlaşmadan önceki aşamaya ilişkin anlatımı gösterir.
Sık sorulan sorular
Soruşturma varken ayrıca şikâyet dilekçesi vermem gerekir mi?
Zorunlu olmayabilir, ancak şikâyetçi sıfatınızın kayda geçmesi, delil sunmanız, belge örneği istemeniz ve kovuşturmaya yer olmadığı kararında bildirim alıp itiraz edebilmeniz açısından yazılı şikâyet önemlidir. Şikâyeti Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluğa yapabilirsiniz (CMK m. 158).
Şikâyetçi ile katılan aynı şey mi?
Hayır. Şikâyetçi soruşturma aşamasında kovuşturma talep eden kişidir. Katılan ise dava açıldıktan sonra, ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunu bildirerek davaya katılan ve talebi kabul edilen kişidir (CMK m. 237).
Ceza davasına katılırsam zararım ödenir mi?
Ceza davasına katılmak, zararınızın ödeneceği anlamına gelmez. Ceza yargılaması kişinin cezalandırılıp cezalandırılmayacağını belirler; tazminat için ayrıca hukuk yoluna gitmek gerekebilir. Zamanaşımı ve süre konusunda sitedeki ilgili yazılara bakabilirsiniz.
Savcı takipsizlik kararı verirse ne yapabilirim?
Karar size tebliğ edildiyse tebliğden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilirsiniz. Dilekçede kamu davasını gerektirebilecek olaylar ve deliller gösterilir (CMK m. 173).
Soruşturmadaki kişiler suçlu mudur?
Hayır. Soruşturma aşamasındaki kişiler şüphelidir ve masumiyet karinesinden yararlanır. Suçluluk ancak kesinleşmiş mahkeme kararıyla ortaya çıkar; haberlerdeki ifadeler iddiadır.
Ceza davasına katılmak idari davada zararı ispat etmeme izin verir mi?
Hayır. Panelde ceza davalarında ortaya çıkan usulsüzlüklerin idari davada önemli delil olabileceği söylendi; ancak hizmet kusuru davasında idarenin kullanmadığı yetki, zararın olağan riskin ötesinde anormal ve özel olması ve nedensellik ayrıca ispat edilir.
Ceza dosyasını her yatırımcı mı takip etmeli?
Panelde dosyanın takip edilmesinin, özellikle avukatların bunu her olay için ayrı yapmasının önemine değinildi. Bunun gerekli olup olmadığı yatırımcının durumuna ve hangi yolu seçtiğine bağlıdır.
El konulan değerler yatırımcıya ödenecek mi?
7596 sayılı Kanunun 6. maddesine göre fona veya geri kazanım hesabına aktarılan değerler fon pay sahiplerine tasfiye ödemesi olarak dağıtılır. Kanunda ve SPK'nın 76/1903 sayılı kararında kesin bir ödeme günü yoktur; ödeme bu hesaplardaki tutara ve Kurul kararlarına bağlıdır.
Kaynaklar
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2, 153, 158, 160, 172, 173, 234, 237, 260
- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 107, 110, 115
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 158
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/330, K. 2023/75, 08.02.2023
- TBMM: 2/3939 esas numaralı kanun teklifi, teklif metni ve gerekçe (PDF)
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (2709), mevzuat.adalet.gov.tr
- 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun (RG 27.10.2026, 33413)
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz.