Rücu ve halefiyetin kanuni dayanağı
Sigortacının ödediği tazminatı geri isteme hakkı iki ayrı kökten doğar. Birincisi halefiyettir: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca sigortacı, ödediği tazminat tutarınca hukuken sigortalının yerine geçer ve zarardan sorumlu üçüncü kişiye karşı sigortalının haklarını kullanır. Kasko sigortacısının kusurlu araç sürücüsüne ve onun trafik sigortacısına yönelttiği talep bu temele dayanır. İkincisi ise sigortacının kendi sigorta ettirenine yönelmesidir. Zorunlu mali sorumluluk sigortasında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95. maddesi, sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılmasına veya kaldırılmasına ilişkin hâlleri zarar gören üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğini düzenler; sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra sözleşme ve kanun hükümlerine göre sigorta ettirenine rücu edebilir. Bu hâller Genel Şartların rücuya ilişkin maddesinde sayılmıştır. Teminat kapsamı tartışmasında ise 6102 sayılı Kanunun 1409. maddesi ispat yükünü sigortacıya bırakır.
Rücu iddiasının kurulması ve savunma
Rücu dosyasında sigortacı üç şeyi göstermek zorundadır: zarar görene bir ödeme yaptığını, bu ödemenin poliçe kapsamında olduğunu ve rücu sebebinin gerçekleştiğini. Zorunlu mali sorumluluk sigortasında sık ileri sürülen rücu sebepleri sürücünün sürücü belgesinin bulunmaması, kazanın alkol veya uyuşturucu etkisi altında meydana gelmesi ve aracın çalınmış olduğunu bilerek kullanılmasıdır. Savunma tarafında ilk soru her zaman ispattır. Rücu sebebi olarak gösterilen olgunun somut delille kanıtlanması gerekir; kolluk tutanağında yer alan bir tereddüt ya da ekspertiz raporundaki bir varsayım tek başına yetmez. İkinci soru illiyet bağıdır: rücu sebebi ile kazanın meydana gelişi arasında nedensellik kurulamıyorsa talep yerinde olmaz. Üçüncü soru ödemenin kapsamıdır; sigortacı gerçek zararı aşan ya da poliçe teminatı dışında kalan bir ödemeyi rücu yoluyla geri isteyemez.
İspat yükü kimde: iki karar
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 21.11.2011 tarihli, 2011/3580 E. ve 2011/10899 K. sayılı kararı zorunlu mali sorumluluk sigortasında ölçütü koyar. Sigorta şirketi, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğini, ehliyet ve alkol durumunun belirsiz olduğunu ileri sürerek ödediği tazminatı sigorta ettirenden istemiş, yerel mahkeme davayı kabul etmiştir. Daire hükmü davalı yararına bozmuştur: rücu hakkının doğduğunu ve Genel Şartlarda sayılan hâllerin gerçekleştiğini ispat yükü sigorta şirketindedir; sürücünün olay yerini terk etmesi tek başına rücu hakkı vermez, şirketin sürücünün ehliyetsiz olduğunu veya alkollü bulunduğunu somut delillerle kanıtlaması gerekir. Kasko tarafında ise Dairenin 04.11.2013 tarihli, 2013/14223 E. ve 2013/15021 K. sayılı kararı aynı yaklaşımı sürdürür. Kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığı iddiasını sigortacı kanıtlar. Bu kuralın istisnası, sigortalının rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmemesi ya da teminat dışı bir hususu teminat içindeymiş gibi bildirmesidir; bu durumun somut delillerle kanıtlanması hâlinde ispat yükü sigortalıya geçer. Somut olayda sigortacı bu iddiasını kanıtlayamadığından hüküm davacı sigortalı yararına bozulmuştur. Karar metinleri: mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/793322900 ve mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/785530000
Görevli mahkeme ve tahkim
Sigorta şirketinin sigorta ettirenine veya üçüncü kişiye karşı açtığı rücu davası, sigorta sözleşmesinden ya da ticari işletmesinden doğduğu için ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemesinde görülür. Aynı şekilde sigortalının kendi kasko sigortacısına karşı açacağı tazminat davasında da uyuşmazlık sigorta sözleşmesine dayanır; poliçenin ticari bir işletme için değil kişisel ihtiyaç için yapıldığı hâllerde tüketici mahkemesinin görevi gündeme gelebileceğinden sıfat baştan belirlenmelidir. Sigortalının sigortacıya yönelttiği talepler bakımından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca Sigorta Tahkim Komisyonu yolu da açıktır. Buna karşılık sigortacının kendi sigortalısına yönelttiği rücu talebi bu yolun konusu değildir; rücu davası her hâlde mahkeme önünde görülür.
Rücu davasında zamanaşımı
Rücu talebinin kendine özgü bir süresi vardır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinin dördüncü fıkrasına göre motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Sürenin başlangıcı ödeme tarihidir; ödemenin taksitler hâlinde yapıldığı dosyalarda her ödeme bakımından ayrı değerlendirme yapılması gerekir. Bu süre, zarar görenin kendi talebine uygulanan sürelerden bağımsızdır. Zarar görenin talebi bakımından aynı maddenin birinci fıkrasındaki iki yıllık ve on yıllık süreler ile ikinci fıkradaki uzamış ceza zamanaşımı geçerlidir. Rücu davası açılırken poliçe, ödeme dekontu ve ibraname tarihlerinin dosyaya eksiksiz konulması bu nedenle önemlidir.
Antalya'da rücu dosyalarının görünümü
Antalya'da rücu dosyalarının büyük bölümü kiralık araç filoları ve turizm taşımacılığı çevresinde toplanır. Kiralık araçlarda sürücünün kira sözleşmesindeki kişi olmaması, sözleşmede yer almayan bir kişinin direksiyona geçmesi ya da sürücü belgesi sınıfının araca uymaması gibi durumlar hem kasko hem de sorumluluk sigortası tarafında rücu tartışması doğurur. Bu dosyalarda kira sözleşmesinin, teslim tutanağının ve sürücü belgesi örneğinin kaza anındaki hâliyle saklanması, sonradan yürütülecek tartışmanın çerçevesini belirler. MOD HUKUK, Antalya'da trafik ve sigorta hukuku alanında hukuki danışmanlık vermektedir.
Sık sorulan sorular
Sigorta şirketi ödediği hasar bedelini kimlerden geri isteyebilir?
Sigorta şirketi tazminatı ödedikten sonra iki ayrı yolla rücu edebilir. Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca kusurlu karşı araç sürücüsüne veya onun sigortacısına yönelebilir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 95. maddesi kapsamında ise alkol veya ehliyetsizlik gibi rücu sebepleri varsa kendi sigortalısından ödediği parayı geri talep edebilir.
Kazadan sonra olay yerini terk etmek sigortanın rücu sebebi midir?
Yargıtay kararlarına göre sürücünün olay yerini terk etmiş olması tek başına sigorta şirketine rücu hakkı vermez. Sigorta şirketinin sürücünün ehliyetsiz olduğunu veya kazanın alkol etkisiyle meydana geldiğini somut delillerle kanıtlaması gerekir. Kolluk tutanağındaki soyut şüpheler ispat için yeterli kabul edilmez.
Sigorta rücu davalarında ispat yükü kime aittir?
Rücu şartlarının gerçekleştiğini ve poliçe teminatı dışındaki hâllerin varlığını kanıtlama yükü Türk Ticaret Kanunu'nun 1409. maddesi gereğince sigortacıya aittir. Sigortacı gerçek zararı aşan veya teminat dışında kalan ödemeleri rücu edemez. Ancak sigortalının kazayı kasten yanlış veya yanıltıcı bildirdiği kanıtlanırsa ispat yükü sigortalıya geçer.
Sigorta rücu davaları hangi mahkemede açılır?
Sigorta sözleşmelerinden ve ticari ilişkilerden doğan rücu uyuşmazlıkları ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemelerinde görülür. Ancak sigortalının kendi sigortacısına yönelttiği talepler bakımından Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru imkânı vardır. Sigorta şirketinin kendi sigortalısına karşı açtığı rücu davaları ise tahkimde değil mahkemede açılmalıdır.
Sigorta rücu davası zamanaşımı süresi ne kadardır?
Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca rücu davalarında zamanaşımı süresi iki yıldır. Bu süre sigorta şirketinin tazminat yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiği ödeme tarihinden ve rücu edilecek kişiyi öğrendiği günden başlar. Taksitli ödemelerde her taksit kendi ödeme tarihine göre zamanaşımına tabi olur.
Kiralık araç kazalarında sigorta şirketi kime rücu eder?
Kiralık araçlarda kazayı yapan kişinin sözleşmede sürücü olarak yer almaması veya sürücü belgesi sınıfının yetersiz olması rücu tartışması doğurur. Sigorta şirketi şartların oluştuğunu kanıtlarsa ödediği bedeli araç kiralayan şirketten veya sürücüden talep edebilir. Bu dosyalarda teslim tutanağı, kira sözleşmesi ve ehliyet kayıtları belirleyici delil niteliğindedir.
Kaynaklar
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz.