TCK 155: Zilyetliğin Devri ve Amacı Dışında Tasarruf
TCK m.155/1, başkasına ait olup da muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan ya da bu devir olgusunu inkar eden kişiyi, şikayet üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırır. Suçun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adli para cezasına yükselir (m.155/2). Maddeye 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen üçüncü fıkra doğrudan araç kiralama uygulamasını ilgilendirir: suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır. Bu suçun dolandırıcılıktan ayrıldığı nokta teslim anındaki iradedir; burada mal, hileyle değil hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisine dayanarak ve aldatılmamış özgür bir iradeyle teslim edilir, suç ise teslimden sonraki tasarrufla oluşur. Antalya'daki araç kiralama, emanet ve depoculuk ilişkileriyle şirket yöneticilerinin tasarrufları bu maddenin en sık uygulandığı alanlardır.
Şikayet, Uzlaştırma ve Etkin Pişmanlık
Maddenin birinci fıkrasındaki temel şekil şikayete bağlıdır. Uzlaştırma bakımından CMK m.253/1-b'de güveni kötüye kullanma sayılmakla birlikte, 7571 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle yapılan değişiklikten sonra bent, üçüncü fıkra hariç olmak üzere madde 155 biçiminde düzenlenmiştir; dolayısıyla suç konusunun motorlu taşıt olduğu haller uzlaştırma kapsamı dışında kalmaktadır. Uzlaşma teklifinde bulunulan kişi, teklifin kendisine yapılmasından itibaren yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır (CMK m.253/4). Uzlaştırmacı, dosya örneklerinin kendisine verilmesinden itibaren en geç otuz gün içinde işlemleri sonuçlandırır; büro bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatabilir. Malvarlığına karşı suçlarda etkin pişmanlığı düzenleyen TCK m.168 bu suç bakımından da uygulanır: zararın aynen iade veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, kovuşturma başlamadan önce gerçekleşirse cezanın üçte ikisine kadar, kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmezden önce gerçekleşirse yarısına kadar indirilmesini sağlar. Ayrıca TCK m.167, suçun ayrılık kararı verilmemiş eş, üstsoy, altsoy veya aynı konutta yaşayan kardeş zararına işlenmesi halinde cezasızlık, maddede sayılan diğer yakınlar bakımından ise şikayet üzerine yarı oranında indirim öngörür.
Ceza Genel Kurulu: Kiralanan Araçların İade Edilmemesi
Araç kiralama ilişkisinden doğan dosyalarda başvurulan temel karar, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.10.2019 tarihli, 2016/23-1066 E. ve 2019/601 K. sayılı kararıdır. Olayda sanık, sahibi olduğu şirket adına katılanın şirketinden bir yıl süreyle ve her bir araç için aylık kira bedeli ödenmesi karşılığında dört araç kiralamış; bir kısım kira bedelini ödemediği gibi sözleşme bitiminde araçlardan üçünü de iade etmemiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, taraflar arasındaki ilişkinin ticari nitelikte olmadığını ve eylemin basit güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu ileri sürerek itiraz yoluna başvurmuştur. Ceza Genel Kurulu itirazın reddine karar vermiş; sanığın sahibi olduğu şirketin ticari işleri kapsamında hareket ederek araçları kiraladığını, katılanın bu ticaret ilişkisi nedeniyle duyduğu güvene dayanarak araçları teslim ettiğini ve eylemin TCK m.155/2 kapsamında kaldığını kabul etmiştir. Kararda suçun genel çerçevesi de çizilmiştir: malın teslimi hukuka ve yönteme uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanmalıdır ve taraflar arasında hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisi yoksa usulüne uygun bir teslimden söz edilemeyeceğinden suç oluşmaz. Nitelikli halin uygulanabilmesi için malın teslimi ile failin sıfatı arasında nedensellik bağı aranır; mal faile yalnızca sıfatından değil, aynı zamanda o sıfatın doğurduğu ilişkiden dolayı teslim edilmiş olmalıdır.
Görevli Mahkeme ve Artırım Halinin Etkisi
Görev bakımından temel ölçüt, 5235 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki on yıldan fazla hapis eşiğidir. TCK m.155/1'de öngörülen cezanın üst sınırı iki yıl, m.155/2'de ise yedi yıl olduğundan, bu iki fıkra bakımından kural olarak aynı Kanun'un 11. maddesi uyarınca asliye ceza mahkemesi görevlidir. Ancak suç konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde m.155/3 uyarınca ceza bir kat artırılacağından, nitelikli halle birlikte uygulandığında öngörülen cezanın üst sınırı on yılı aşabilir; bu durumda görev sorunu ağır ceza mahkemesi ölçütü çerçevesinde yeniden değerlendirilir. Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir ve davaya bakan mahkeme görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir (CMK m.4). İddianamenin kabulünden sonra işin mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa dosya bir kararla görevli mahkemeye gönderilir; adli yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir (CMK m.5). Sulh ceza hakimliğinin görevi, soruşturma evresinde hakim kararı gereken işlerle ve bunlara karşı yapılan itirazların incelenmesiyle sınırlıdır.
Şikayet Süresi, Zamanaşımı ve Kanun Yolu
Şikayete bağlı olan m.155/1 bakımından TCK m.73/1'deki altı aylık süre uygulanır; bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar ve kaçırılması halinde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Dava zamanaşımı TCK m.66'ya göre belirlenir: cezası beş yıldan fazla olmayan hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıldır. Buna göre temel şekilde sekiz yıllık, üst sınırı yedi yıl olan nitelikli halde on beş yıllık süre söz konusu olur; artırım hallerinin uygulanması bu belirlemeyi değiştirebilir. Uzlaştırma girişimi süresince, ilk uzlaşma teklifinden uzlaştırmacının raporunu büroya verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ve kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez (CMK m.253/21). Kanun yolu bakımından istinaf başvurusu, hükmü veren mahkemeye verilecek dilekçeyle veya zabıt katibine beyanla yapılır; süre, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK m.273). Hakim ve mahkeme kararlarına itiraz için de aynı iki haftalık süre geçerlidir (CMK m.268).
Antalya'da Güveni Kötüye Kullanma Dosyaları
Bu suç tipinde dosyanın kaderini belirleyen soru, teslimin hangi hukuki ilişkiye dayandığı ve failin sıfatının teslimde rol oynayıp oynamadığıdır. 2025 sonunda eklenen motorlu taşıt artırımı ile bu halin uzlaştırma dışına çıkarılması, araç kiralama kaynaklı dosyaların değerlendirmesini bütünüyle değiştirmiştir. MOD HUKUK, Antalya'da ceza hukuku alanında hukuki danışmanlık vermektedir.
Sık sorulan sorular
Güveni kötüye kullanma suçu hangi fiillerle oluşur ve cezası nedir?
Başkasına ait olup zilyetliği muhafaza amacıyla devredilen mal üzerinde devir amacı dışında tasarrufta bulunulması veya zilyetlik devrinin inkâr edilmesiyle oluşur. TCK m. 155/1 uyarınca temel şeklinin cezası şikâyet üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır.
Kiralık aracın sözleşme bitiminde iade edilmemesi hangi cezayı gerektirir?
Ticari ilişki kapsamında kiralanan araçların iade edilmemesi TCK m. 155/2 kapsamındaki nitelikli hâli oluşturur. Ayrıca 7571 sayılı Kanun'la eklenen üçüncü fıkra uyarınca suç konusu motorlu taşıt olduğunda verilecek ceza bir kat artırılır.
Kiralık araçlara ilişkin güveni kötüye kullanma suçunda uzlaştırma uygulanır mı?
Hayır, 7571 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında motorlu taşıtları konu alan güveni kötüye kullanma fiilleri uzlaştırma kapsamı dışına çıkarılmıştır.
Zararın sonradan giderilmesi güveni kötüye kullanma suçunda cezayı indirir mi?
TCK m. 168 uyarınca zararın aynen iade veya tazminle tamamen karşılanması kovuşturma başlamadan gerçekleşirse verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilir. Hüküm verilmeden önce giderilirse indirim oranı cezanın yarısına kadar uygulanır.
Güveni kötüye kullanma suçunda şikâyet ve dava zamanaşımı süreleri nelerdir?
Şikâyete tabi temel suçta şikâyet süresi fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Dava zamanaşımı süresi TCK m. 66 uyarınca temel suçta sekiz yıl, nitelikli hâlde ise on beş yıl olarak işler.
Güveni kötüye kullanma davasında görevli mahkeme hangisidir?
Temel şekil ve nitelikli hâl bakımından kural olarak asliye ceza mahkemesi görevlidir. Ancak motorlu taşıt artırımı ile birlikte cezanın üst sınırı on yılı aştığında görev durumu ağır ceza mahkemesi ölçütleri çerçevesinde değerlendirilir.
Kaynaklar
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz.