{"slug":"fon-zarari-hangi-dava-kime-karsi-saklayici-spk-satan-kurum","title":"Fon Zararında Hangi Dava Kime Karşı Açılır?","yazildi":true,"tarih":"2026-11-01","ruSlug":null,"enSlug":null,"guncelleme":null,"ozet":["Dava yolu muhataba göre belirlenir: fonu saklayan banka, denetim görevi bulunan SPK ve fonu size satan kurum ayrı dayanaklara ve ayrı yargı kollarına tabidir.","Saklayıcının yükümlülüklerini yerine getirmemesinden doğan zarardan katılma payı sahibine karşı sorumlu olduğu açıkça yazılıdır; katılma payı sahiplerinin dava açma hakkı saklıdır (SPKn m. 56/2-3).","SPK'ya karşı tam yargı davasından önce idareye yazılı başvuru gerekir; başvuru süresi eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her halde eylemden itibaren beş yıldır (İYUK m. 13).","7596 sayılı Kanun'un öngördüğü ödeme ve tahsil düzeni bu davaların yerine geçmez, ama davaların neye yarayacağını etkiler. Kanunun kapsamı dışında kalma durumu Anayasa Mahkemesi'ne götürülmedikçe mahkemece tek başına aşılamaz.","Yazı genel bilgidir. Her dosyada saklayıcının kim olduğu, işlemin tarihi ve belgeler sonucu belirler."],"sss":[["Saklayıcı bankaya doğrudan dava açabilir miyim?","Evet, mümkündür. SPKn m. 56/2 saklayıcının katılma payı sahiplerine karşı sorumluluğunu, m. 56/3 ise pay sahiplerinin dava açma hakkının saklı olduğunu söyler. Davanın başarısı, yükümlülük ihlalinin ve zararın ispatına bağlıdır."],["SPK'ya karşı dava açmadan önce başvuru şart mı?","Evet. Tam yargı davasından önce ilgili idareye yazılı başvuru gerekir (İYUK m. 13/1). Başvuru süresi öğrenmeden itibaren bir yıl, her halde eylemden itibaren beş yıldır."],["Tasfiye sürerken süreler durur mu?","Hayır, tasfiyenin sürmesi İYUK m. 13'teki süreyi kendiliğinden durdurmaz. Başlangıç tarihi dosyaya göre değerlendirildiğinden en erken tarihi esas almak güvenlidir."],["PBLK'daki yatırımcı alacak davası açabilir mi?","Kanun bu yatırımcıları fon pay sahibi olarak tasfiye hükümlerine tabi kılar (m. 3/5). Alacaklı sıfatıyla açılacak dava bu hükümle karşılaşır; bu nedenle dava açmadan önce faydası dikkatle değerlendirilmelidir."],["Tera Yatırım müşterisi için ayrı bir süre var mı?","Yatırım kuruluşunun yükümlülüklerini yerine getirememesi halinde tazmin Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) eliyle yapılır. Başvuru ilanda belirtilen süre içinde yapılmalıdır (Tazmin Yönetmeliği m. 8). Süreyi ilandan kontrol edin."],["Bu yazı hukuki danışmanlık mıdır?","Hayır. Genel bilgidir. Her dosyanın belgeleri, tarihleri ve muhatabı farklıdır, sonuç dosyaya göre değişir."]],"tablolar":null,"kaynaklar":[["6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 56, 82, 85 (mevzuat.adalet.gov.tr)","https://mevzuat.adalet.gov.tr/mevzuat/104117"],["2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 7 ve m. 13 (mevzuat.adalet.gov.tr)","https://mevzuat.adalet.gov.tr/mevzuat/103161"],["Yatırımcıların Tazmini ile Tedrici Tasfiye Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik m. 8 (mevzuat.gov.tr)","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=19519&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5"],["7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, Resmî Gazete 27.10.2026, sayı 33413","https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/10/20261027-0.htm"],["Anayasa m. 152 ve m. 153","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2709&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5"]],"desc":"Fon yatırımcısının üç muhatabı: saklayıcı banka, SPK ve fonu satan kurum. Hangi davanın hangi dayanağa oturduğu, süreler ve 7596 sayılı Kanun'un sınırı.","category":"Sermaye Piyasası","court":"Tazminat istemlerinde adli yargı, SPK işlem ve eylemlerine karşı idari yargı; suç isnatlarında ceza mahkemeleri görevlidir.","duration":"Haksız fiil tazminatında iki ve on yıllık zamanaşımı (TBK m. 72), idareye başvuruda bir yıllık süre (İYUK m. 13) gözetilmelidir.","related":["fon-zarari-yol-secimi-ceza-tazminat-idari-yargi-tuketici","saklayici-banka-rolu-fon-tasfiyesi","spk-islemlerine-karsi-iptal-ve-tam-yargi-davasi-yatirimci-menfaati-sureler"],"sections":[["Önce muhatabı belirleyin","Fon zararında tek bir \"fon davası\" yoktur. Zarar üç farklı yoldan doğmuş olabilir ve her yolun muhatabı, dayanağı ve görevli mahkemesi değişir. Birincisi fonun varlıklarını saklayan kuruluşun yükümlülüklerini yerine getirmemesidir. İkincisi idarenin denetim görevini zamanında ya da yeterince yapmamasıdır. Üçüncüsü fonu size satan banka ya da aracı kurumun bilgilendirme ve yönlendirme yükümlülüğünü ihlal etmesidir.\n\nBu üç yol birbirinin yerine geçmez. Aynı zararın iki kez tahsil edilmesi mümkün olmadığı gibi, bir yolun kullanılması diğerinin süresini durdurmaz. Genel karşılaştırma için sitedeki yol seçimi yazısına bakın; bu yazı muhatap bazında ilerliyor."],["Saklayıcı bankaya karşı dava","Kolektif yatırım kuruluşlarının portföyündeki varlıklar, bu kuruluşlar adına açılmış ayrı bir saklama hesabında saklanmak üzere portföy saklama hizmetini yürüten kuruluşa teslim edilir. Saklama hizmeti; katılma payı ihraç ve itfa işlemlerinin mevzuata uygunluğunun, birim pay değerinin doğru hesaplanmasının, portföy yönetim şirketi talimatlarının mevzuata aykırı olmamak şartıyla yerine getirilmesinin ve fon varlıkları üzerindeki işlemlerin mevzuata uygunluğunun sağlanmasını içerir (SPKn m. 56/1).\n\nKanunun ikinci fıkrası sorumluluğu açıkça yazar: saklama hizmetini yürüten kuruluş, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yatırım fonlarında portföy yönetim şirketine ve katılma payı sahiplerine verdiği zarardan sorumludur. Üçüncü fıkra ise portföy yönetim şirketi ile saklayıcının birbirinden zararı talep etme yükümlülüğünü düzenler ve pay sahiplerinin dava açma hakkını saklı tutar. Yani yatırımcı, aracısız olarak saklayıcıya yönelebilir.\n\nBu davanın zor tarafı ispattır. Saklayıcının hangi yükümlülüğü, hangi tarihte ve nasıl ihlal ettiği, ihlalle zarar arasındaki bağ ve zararın miktarı teknik bilirkişi incelemesini gerektirir. Bazı fonlarda saklayıcı 2026 içinde değişmiş olabilir; yatırımınızın ve ihlalin hangi saklayıcı dönemine denk geldiği, davanın kime açılacağını belirler. Bunu fonun duyurularından ve ekstrelerden kontrol etmek gerekir. Görevli mahkeme (tüketici mahkemesi mi, asliye ticaret mahkemesi mi) ve arabuluculuk şartı için görevli mahkeme yazısına bakın."],["SPK'ya karşı idari yargı yolu","Zarar, idarenin denetim görevini yerine getirmemesinden doğduysa muhatap idaredir ve dava idari yargıda açılır. Kişi bu yolda doğrudan tam yargı davası açamaz. Önce haklarının yerine getirilmesini idareden yazılı olarak istemesi gerekir. İYUK m. 13/1'e göre bu başvuru, eylemin yazılı bildirim üzerine ya da başka surette öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır.\n\nİdare isteği kısmen veya tamamen reddederse ret işleminin tebliğini izleyen günden, otuz gün içinde cevap vermezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılır. Dava açma süresi özel kanunda ayrı gösterilmediği hallerde idare mahkemelerinde altmış gündür (İYUK m. 7/1).\n\nBir yıllık sürenin ne zaman başladığı tartışmaya açıktır. Süre \"öğrenme\" tarihinden işlediği için hangi olayın ilk öğrenme sayılacağı dosyaya göre değişir. Tasfiyenin sürüyor olması bu süreyi kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle son günü beklemek yerine, mümkün olan en erken tarihi esas alarak başvurmak güvenlidir. Başvurunun içeriği ve sonuçları için sitedeki iptal ve tam yargı yazısına bakın."],["Fonu satan banka ya da aracı kuruma karşı dava","Fonu satan kuruluşa karşı dava, sözleşmeye aykırılık ve bilgilendirme yükümlülüğünün ihlali iddiasına dayanır: riskin yeterince anlatılmaması, yatırımcının profiline uygun olmayan ürüne yönlendirilmesi, talimatın zamanında iletilmemesi gibi. Bu davanın temeli neredeyse tamamen belgedir. Yatırımcı profil anketi, uygunluk testi, temsilci yazışmaları, emir ve talimat kayıtları ve ekstreler olmadan sonuç tahmin edilemez.\n\nBelgeler elinizde değilse karar vermeden önce bunları isteyin. Banka ya da aracı kurumdan talep yazılı yapılmalı, kayda geçmelidir. Kayıtlar çoğu zaman karşı tarafın sistemindedir, bu yüzden talebin tarihi ve cevabı önemlidir. Belge listesi için kontrol listesi yazısına, hukuki çerçeve için bilgilendirme yükümlülüğü ve uygunluk testi yazılarına bakın."],["7596 sayılı Kanun bu tabloyu nasıl etkiler?","7596 sayılı Kanun, 17 Eylül 2026 tarihli kararlarla tasfiyesine karar verilen fonlar için özel bir ödeme ve tahsil düzeni kurar. Net yatırım tutarı üzerinden ara ödeme ve nihai ödeme yapılır, zarardan sorumluların tespiti ve tahsil TMSF'ye bırakılır (m. 4-6). Bu düzen, yukarıdaki üç davanın yerine geçmez; ancak davanın neye yarayacağını etkiler. Ödemeyle zaten karşılanan kısım ayrıca tahsil edilemez, kalan zararın hesabında bu ödemeler dikkate alınır.\n\nKanun, 17 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS'a iletilmiş ancak fonun temerrüdü ya da fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen talimatlar bakımından payları bloke edilen yatırımcıları da fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye hükümlerine tabi kılar (m. 3/5). Bu sonucu bir mahkeme kanun metnini göz ardı ederek değiştiremez. Kanunun Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülecekse bu, mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluyla başvurmasıyla mümkündür (Anayasa m. 152). Anayasa Mahkemesi iptal kararları ise geriye yürümez (Anayasa m. 153). Bu nedenle olası bir iptale güvenerek strateji kurmak risklidir.\n\nBu konunun ayrıntısı için sitedeki PBLK ve kanunun geriye yürümesi yazısına bakın."],["Hangi davayı açmadan önce iki kez düşünmeli?","Bazı dava yolları belirli durumlarda fayda sağlamayabilir. Örneğin zararın tahsili 7596 sayılı Kanun'a göre TMSF eliyle yürütülen kısmı için portföy yönetim şirketine ayrıca dava açıp açmamak, davanın faydası ve maliyeti açısından dosyaya göre değerlendirilmelidir. Aynı şekilde SPK'ya yapılan başvuru reddedildikten sonra, kanunla bağlanmış bir sonucu aşmak amacıyla iptal davası açmak usul ve esas bakımından ciddi riskler taşıyabilir. Bunlar kesin yasaklar değil, dosyaya göre tartılması gereken risklerdir.\n\nKısmi dava harcı azaltır, ama kaybedilirse karşı vekâlet ücretinin hangi tutar üzerinden hesaplanacağı konusunda da dikkatli olunmalıdır. Hangi davanın ne zaman ve hangi tutarla açılacağı, belgeler ve sürelerle birlikte değerlendirilmeden belirlenemez. Süre kaybetmeden büromuzu arayabilirsiniz."]]}