{"slug":"fon-satisinda-bilgilendirme-yukumlulugu-ve-tuketici-hakem-heyeti","title":"Fon Satışında Bilgilendirme Yükümlülüğü ve Hakem Heyeti","yazildi":true,"tarih":"2026-10-04","ruSlug":null,"enSlug":null,"guncelleme":"2026-10-23","ozet":["Fon satan banka ve aracı kurum, Yatırım Kuruluşları Tebliği (III-39.1) uyarınca özen ve sadakat borcu altındadır ve müşteriyi yeterince bilgilendirmelidir.","Genel risk bildirim formunun verilmesi ve okunduğuna dair yazılı beyan alınması gerekir (m. 25); yanıltıcı anlatım ve getiri garantisi yasaktır (m. 41).","Fonun değer kaybetmesi tek başına sorumluluk doğurmaz; ihlal, zarar ve nedensellik birlikte aranır.","Tüketici hakem heyetine başvuru yalnızca 6502 sayılı Kanun m. 68'deki yıllık güncellenen parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda mümkündür; fon zararlarında tutar çoğu zaman sınırı aşar.","Heyet kararına iki hafta içinde itiraz edilebilir (m. 70/3); kişinin tüketici sayılıp sayılmadığı ayrıca tartışmalıdır."],"sss":[["Fon değer kaybederse banka otomatik olarak sorumlu olur mu?","Hayır. Yatırım riski yatırımcıya aittir. Sorumluluk için kuruluşun bilgilendirme gibi bir yükümlülüğü ihlal etmesi, bunun zarara yol açması ve ikisi arasında nedensellik bulunması gerekir."],["Risk bildirim formu imzalamak hak kaybına yol açar mı?","İmza, genel riskler hakkında bilgi verildiğine dair güçlü bir delildir. Ancak kuruluşun yanıltıcı anlatımda bulunmadığını ya da getiri garantisi vermediğini kendiliğinden kanıtlamaz; her olay belgeleriyle birlikte değerlendirilir."],["Fon zararı için tüketici hakem heyetine başvurabilir miyim?","Yalnızca kişi tüketici sayılıyorsa ve uyuşmazlık tutarı o yıl geçerli parasal sınırın altındaysa. Sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvurulamaz; dava yolu izlenir."],["Hakem heyeti kararına karşı kaç gün içinde itiraz edilir?","Karar tebliğinden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz icrayı kendiliğinden durdurmaz; durdurma ayrıca talep edilmelidir."],["Hakem heyetine başvurmadan önce arabulucuya gitmek gerekir mi?","Hayır. Hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklarda ve heyet kararlarına itirazlarda dava şartı arabuluculuk uygulanmaz (6502 m. 73/A). Heyet dışındaki tüketici davalarında ise uygulanır."],["Mahkeme beni kısmen kusurlu bulabilir mi?","Evet, ihtimal vardır. Panelde özel hukuk davalarında bilirkişinin kusur dağılımı yapabileceği, karşı tarafın en yüksek risk derecesindeki bir ürünü aldığınızı ileri sürebileceği söylendi. Aynı konuşmacı, hile ve manipülasyonun risk kapsamında sayılmadığını belirtti. Sonuç dosyaya göre değişir."],["Fonu satan bankanın ses kayıtlarını isteyebilir miyim?","Panelde, işlem telefonla yapıldıysa ses kayıtlarına bakılması gerektiği, yatırım kuruluşlarının ve bankaların bu kayıtları tutmak zorunda olduğu söylendi. Önce bankaya yazılı başvuru yapılır; vermezse mahkemeden getirtilmesi istenebilir. Kayıt süresi ve usulünü ilgili mevzuattan ayrıca kontrol edin."],["Fonu satan banka ile fonu yöneten şirket aynı sorumluluğu mu taşır?","Hayır. Panelde dağıtıcının sorumluluğunun satışa aracılıkla, yöneticinin sorumluluğunun fonu özen ve sadakat borcu çerçevesinde yönetmekle ilgili olduğu anlatıldı. Hangisine karşı dava açılacağı olaydaki kusura göre belirlenir."]],"tablolar":null,"kaynaklar":[["6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6362&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5"],["6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6502&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5"],["Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ (III-39.1)","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=19131&MevzuatTur=9&MevzuatTertip=5"],["Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/2348 K.2019/82, 07.02.2019 (karar künyesi)","https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/498838000"],["6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, mevzuat.adalet.gov.tr","https://mevzuat.adalet.gov.tr/mevzuat/104117"]],"desc":"Banka veya aracı kurum fon satarken neyi anlatmak zorunda, risk bildirimi nedir, zarar halinde tüketici hakem heyetine başvurulabilir mi? Yolları anlattık.","category":"Sermaye Piyasası","court":"Tazminat istemlerinde adli yargı, SPK işlem ve eylemlerine karşı idari yargı; suç isnatlarında ceza mahkemeleri görevlidir.","duration":"Haksız fiil tazminatında iki ve on yıllık zamanaşımı (TBK m. 72), idareye başvuruda bir yıllık süre (İYUK m. 13) gözetilmelidir.","related":["fon-zarari-banka-sorumlulugu-uygunluk-testi","tuketici-hakem-heyetine-basvuru-parasal-sinirlari","fon-zarari-davasinda-gorevli-mahkeme-yetki-ispat-yuku","fon-zarari-zamanasimi-ve-sureler","tefas-fon-alim-satim-valor-iade","ticari-nitelikteki-uyusmazliklarda-zorunlu-arabuluculuk"],"sections":[["Satan kuruluş kim ve neyi bilmek yatırımcıya hak verir?","Yatırım fonu payı çoğu kişi için bir banka şubesinde ya da mobil uygulamada, kısa bir görüşmenin ardından alınır. Fon değer kaybedince akla gelen ilk soru, satışı yapan kuruluşun yatırımcıyı yeterince aydınlatıp aydınlatmadığıdır. İkinci soru ise başvuru yoludur: mahkemeye mi gidilecek, yoksa daha hızlı ve masrafsız olan tüketici hakem heyeti mi denenecek? Bu yazı, bu iki soruyu birlikte ele alıyor.\n\nÖnce bir ayrım yapmak gerekir. Fonu yöneten portföy yönetim şirketi, fon varlıklarını saklayan kuruluş ve fonu müşteriye sunan banka ya da aracı kurum farklı hukuki konumlardadır. Burada konu yalnızca sonuncusudur: satış veya alım emrinin iletilmesi aşamasındaki bilgilendirme yükümlülüğü. Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362) 37. maddesi, emirlerin alınması ve iletilmesini, emirlerin müşteri hesabına gerçekleştirilmesini ve yatırım danışmanlığını ayrı yatırım hizmetleri olarak sayar. Hangi hizmetin verildiği, hem sorumluluğun kapsamını hem de müşteriden hangi testlerin istenebileceğini etkiler.\n\nFonun değer kaybetmesi tek başına satan kuruluşun sorumluluğunu doğurmaz. Yatırım riski yatırımcıya aittir. Sorumluluk, kuruluşun kendi yükümlülüğünü yerine getirmediği, bunun karar sürecini etkilediği ve zararla arasında bağ bulunduğu durumlarda gündeme gelir."],["Bilgilendirme yükümlülüğü: risk bildirimi ve doğru anlatım","Yatırım kuruluşlarının faaliyetlerine ilişkin ana düzenleme, Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ'dir (III-39.1). Bu Tebliğ'e göre kuruluşlar işlerini özen ve sadakat borcu çerçevesinde yürütmek, basiretli bir tacir gibi davranmak ve müşteriyi ilgilendiren konularda yeterli bilgilendirme ile şeffaflığı sağlamak zorundadır. Bankalar da yatırım hizmeti sundukları ölçüde sermaye piyasası mevzuatına tabidir; fon satışı yapan bir bankanın bu yönden aracı kurumdan farklı bir rejime tabi olduğu düşünülmemelidir.\n\nBilgilendirmenin somut araçlarından biri risk bildirimidir. Tebliğ'in 25. maddesi uyarınca kuruluş, hizmet sunmadan önce müşteriye asgari içeriği Kurulca belirlenmiş Genel Risk Bildirim Formu'nun bir örneğini verir, formun okunup anlaşıldığına dair yazılı beyan alır ve bir örneğini müşteriye bırakır. Alım satıma aracılık faaliyetinde bu genel bildirime ek olarak, işleme konu aracın kendine özgü riskleri de müşteriye açıklanır.\n\nBunun fon bakımından anlamı şudur: fonun türü (para piyasası, hisse senedi, serbest fon gibi), yatırım stratejisi, değerlemenin nasıl yapıldığı, geri alım süreleri ve getirinin garanti edilmediği, açık ve anlaşılır biçimde aktarılmalıdır. Sunum sırasında kullanılan broşür, ekran görüntüsü ve mesajlar da bilgilendirmenin parçasıdır.\n\nTebliğ'in 41. maddesi reklam ve duyuruları düzenler. Kuruluşlar yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgiye dayalı, müşterilerin tecrübe ya da bilgi noksanlığını istismar eden yayın ve açıklama yapamaz; mutlak getiri veya zarara karşı garanti taahhüdünde bulunamaz. Maddenin altıncı fıkrası, bire bir tanıtım ve bilgilendirmelerde de aynı esaslara uyulmasını ister. Yani bir görevlinin telefonda \"bu fonda kaybetmezsiniz\" demesi, yazılı bir reklam kadar önemli olabilir; ancak bunun ispatı ayrı bir meseledir.\n\nUygunluk testi ise ayrı bir başlıktır. Bu testin fon payında ne zaman zorunlu olmadığı, ispat yükünün kimde olduğu ve danışmanlıkla farkı sitemizdeki ilgili yazıda ayrıntılı anlatılmıştır; burada tekrar edilmeyecektir.\n\nÖzetle, bilgilendirme yükümlülüğü tek bir formdan ibaret değildir; satış öncesindeki tanıtım, görüşme sırasındaki anlatım, imzalanan belgeler ve sonradan yapılan hatırlatmalar bir bütün olarak değerlendirilir. Yatırımcı açısından en önemli husus, bu bütünün izini sürebilmek için belgeleri ve yazışmaları saklamak; kuruluş açısından ise anlatımın yazılı ve izlenebilir olmasıdır. Bu nedenle her iki taraf da dosyada kayıtların eksiksiz olup olmadığını erkenden kontrol etmelidir."],["İhlal iddiasında deliller ve ilgili karar","Bilgilendirme yükümlülüğünün ihlali iddiasında asıl sorun delildir. Yatırımcının elinde şunlar olabilir: imzalı çerçeve sözleşme, risk bildirim formu, şube ya da çağrı merkezi kayıtları, e-posta ve mesajlaşma yazışmaları, uygulama içi onay ekranları, emir talimatı ve fon izahname veya yatırımcı bilgi formu.\n\nDosyada dikkat çeken noktalar genellikle şunlardır:\n- Risk bildirim formu imzalanmış mı, ne zaman imzalanmış, fon alımından önce mi sonra mı?\n- Fon \"güvenli\", \"mevduat gibi\" ya da \"risksiz\" diye anlatılmış mı? Böyle bir anlatım yazılı olarak kayda geçmişse güçlü bir delildir.\n- Müşteri profili ile fonun niteliği örtüşüyor mu? Kısa vadeli ihtiyaç için biriktirdiği parayı serbest fona yönlendirilmiş biri, bu örtüşmeyi sorgulayabilir.\n- Satış kanalı neydi: şube, telefon, mobil uygulama? Uzaktan kurulan finansal hizmet sözleşmelerinde tüketici hukukunun ön bilgilendirme kuralları da gündeme gelebilir.\n\nYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.02.2019 tarihli, E.2017/2348 K.2019/82 sayılı kararı bu tartışmanın başka bir yüzünü gösterir. Karar, kaldıraçlı işlem çerçeve sözleşmesine ilişkindir, fon satışına değil. Genel Kurul, sözleşmede işlemlerin ticari amaçlı olduğunun açıkça yazılmasını dikkate alarak tüketici mahkemesini görevli görmemiş, oy çokluğuyla karar vermiştir; karşı oy ise yatırım hizmetlerinin de tüketici işlemi olabileceğini savunmuştur. Bu karar fon uyuşmazlıklarına otomatik uygulanamaz, ancak şunu gösterir: kişinin tüketici sayılıp sayılmadığı, sözleşmedeki ifadelere ve işlemin amacına göre tartışılabilir ve görev meselesi baştan netleştirilmelidir.\n\nBir örnek senaryo üzerinden düşünelim; olay tamamen varsayımsaldır. Bir kişi, üç ay içinde ihtiyaç duyacağı parayı şubedeki görevlinin önerisiyle bir fona yatırıyor. Görevli telefonda fonun \"mevduata yakın\" olduğunu söylüyor, ancak yazılı belgede böyle bir ifade yok. Fon sonradan tasfiye sürecine giriyor. Bu durumda yatırımcının işi, söylenenleri kanıtlayabilmektir. Çağrı kaydı, mesaj ya da e-posta varsa güçlü; yoksa tanık ve olayın bağlamı devreye girer. Kuruluş ise risk formunu ve fonun türünü gösteren belgeleri öne sürer. Sonuç, bu karşılıklı delillerin mahkemece değerlendirilmesine bağlıdır ve önceden söylenemez.\n\nBir başka nokta, müşterinin kendi sorumluluğudur. Formu okumadan imzalamak, izahname ya da yatırımcı bilgi formunu görmezden gelmek, mahkemenin kusur değerlendirmesinde yatırımcı aleyhine işleyebilir. Bu yüzden belgeleri imzalarken bir kopyasını almak ve anlamadığınız bir ifadeyi sorup yanıtı yazılı hâle getirmek, ileride doğabilecek tartışmalarda ciddi fark yaratır."],["Tüketici hakem heyeti fon uyuşmazlığında kullanılabilir mi?","Tüketici hakem heyeti, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 68. ve devamı maddelerinde düzenlenen, dava yoluna göre daha sade bir uyuşmazlık çözüm mercidir. Burada fon satışı bakımından üç eşik soru vardır.\n\nBirinci soru, kişinin tüketici olup olmadığıdır. Kanun'un 3. maddesi tüketiciyi ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ya da tüzel kişi olarak, tüketici işlemini ise sağlayıcı ile tüketici arasında kurulan bankacılık dahil her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlar. Birikimini değerlendirmek isteyen bir kişinin banka ile ilişkisi bu tanıma oturabilir; ancak yatırım amacının tüketici sayılmaya engel olup olmadığı yargı uygulamasında tartışmalıdır ve her dosyada ayrıca değerlendirilir.\n\nİkinci soru, parasal sınırdır. 68. maddenin birinci fıkrasına göre belirli bir değerin altındaki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvuru zorunludur; bu değerin üzerindeki uyuşmazlıklar için başvuru yapılamaz. Sınır her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır (m. 68/4). Güncel tutar her yıl değiştiği için başvurudan önce o yıl geçerli rakam Ticaret Bakanlığı duyurusundan kontrol edilmelidir. Fon zararlarında kayıplar çoğu zaman bu sınırı aşar; bu durumda yol doğrudan dava olur. Daha küçük tutarlı bir zarar, komisyon ya da masraf iadesi gibi talepler ise sınırın altında kalabilir.\n\nÜçüncü soru, heyetin işin niteliğini inceleyip inceleyemeyeceğidir. Bilgilendirme yükümlülüğünün ihlali çoğu kez belge incelemesi, kayıt dinleme ve bazen bilirkişi bilgisi gerektirir. Heyetin bu tür ağırlıklı teknik uyuşmazlıkları nasıl ele alacağı uygulamada değişebilir; bu nedenle sonucu önceden kestirmek doğru olmaz.\n\nBaşvuru yeri, tüketicinin yerleşim yeri ya da tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetidir; heyet bulunmayan yerlerde ilçe kaymakamlığına da başvurulabilir (m. 68/3). Heyetler kendilerine yapılan başvuruyu kabul etmek zorundadır (m. 68/2). Heyet kararları tarafları bağlar ve heyet vekâlet ücretine karar veremez (m. 70/1)."],["İtiraz, süre ve arabuluculuk: usul tuzakları","Hakem heyeti kararına karşı taraflar, tebliğden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; talep edilirse hâkim icrayı tedbirle durdurabilir (m. 70/3). İtiraz üzerine mahkemenin vereceği karar kesindir (m. 70/5). Sürenin kaçırılması hak kaybı yaratabileceğinden, tebliğ tarihinin kayda alınması önemlidir.\n\nSatıcı ya da sağlayıcı olan kuruluş açısından da bir kural vardır: Heyet aşamasında mevcut olduğu hâlde sunmadığı bir belgeyi mahkemeye sunarak karar iptal ettirirse, tüketici aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemez (m. 70/6). Bu hüküm, kuruluşları belgelerini en baştan sunmaya zorlar; yatırımcı için ise heyet aşamasında ileri sürdüğü belgelerin derli toplu olması önem taşır.\n\nHakem heyeti kapsamındaki uyuşmazlıklarda ve heyet kararlarına itirazlarda dava şartı arabuluculuk uygulanmaz (m. 73/A). Parasal sınırı aşan fon zararı davasında ise tüketici mahkemesinde dava açılacaksa önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır; görevli mahkemenin ticaret mahkemesi çıkması halinde de ticari davalarda dava şartı arabuluculuk ayrı bir başlık olarak işler. Bu ayrımlar, usul hatası nedeniyle davanın reddini önlemek için önceden kontrol edilmelidir.\n\nSüreler konusunda, zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri sitemizdeki fon zararı sürelerine ilişkin yazıda bulabilirsiniz. Hakem heyetine başvurunun bu süreleri nasıl etkileyeceği somut olaya göre değerlendirilmelidir; bu yüzden başvuruyu geciktirmemek gerekir."],["Pratik yol haritası ve dikkat edilecekler","Uygulamada izlenebilecek yol, olgunun düzenli kaydıyla başlar. Önce işlem geçmişi, alım tarihi, fonun kodu ve unvanı, ödenen tutar ve mevcut durum bir tabloya çıkarılır. Sonra kuruluştan çerçeve sözleşme, risk bildirim formu, emir kayıtları ve varsa uygunluk testi belgeleri yazılı olarak istenir. Ardından kuruluşun müşteri hizmetlerine yazılı şikâyet iletilir ve cevap beklenir.\n\nBu noktadan sonra seçenekler şunlardır: tutar parasal sınırın altındaysa hakem heyeti; üstündeyse arabuluculuk ve sonrasında uygun mahkemede dava. Sermaye piyasası kurumlarına yönelik şikâyetlerin Sermaye Piyasası Kurulu'na iletilmesi de ayrı bir yoldur ve idari denetim sağlar; ancak bu başvuru bireysel zararın tazminini doğrudan sağlamaz. Fon tasfiyesinde ödeme ve hak sıralaması konusunda ise sitemizdeki tasfiye yazılarına bakılabilir.\n\nCeza hukuku boyutu bu yazının dışındadır. Kuruluş çalışanlarının veya yöneticilerin kusurlu davrandığına ilişkin iddialar soruşturma konusu olabilir; kimsenin suçlu olduğu söylenemez, masumiyet karinesi geçerlidir ve bu, savcılık ile mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır.\n\nBu yazı genel bilgidir. Somut olayda hangi yolun uygun olduğu, belgelere ve tutara göre değişir; dosyanızı bir avukata danışarak değerlendirmeniz yararlı olur.\n\nBaşvuru öncesinde kendinize sorabileceğiniz birkaç soru şunlardır:\n- Fonu hangi kanaldan, kimin önerisiyle ve hangi tarihte aldım?\n- Bana yazılı ya da sözlü olarak hangi getiri veya güvenlik ifadeleri kullanıldı?\n- Alım tarihinde hangi belgeleri imzaladım, bunların kopyası bende var mı?\n- Zararın tutarı nedir ve bu tutar, o yıl geçerli hakem heyeti sınırının altında mı üstünde mi?\n- Kuruluşa yazılı şikâyet ilettim mi, ne zaman cevap aldım?\n\nBu soruların cevapları hangi yola gidileceğini büyük ölçüde belirler. Cevabını bilmediğiniz bir soru varsa, önce kuruluştan belgeleri talep etmek mantıklı bir başlangıçtır."],["Dağıtıcı kuruluşun sorumluluğu satışa aracılıkla mı sınırlı, fonu kim yönetir?","Panelde (TBB Bilişim ve Teknoloji Hukuku Komisyonu ile TBB Eğitim Merkezi'nin 22 Ekim 2026 tarihli fon krizi eğitiminde) bir konuşmacı, fonu asıl yöneten tarafın portföy yönetim şirketi ve portföy yöneticisi olduğunu, aralarında vekâlet ilişkisi bulunduğunu ve özen ile sadakat borcu çerçevesinde fonu basiretli bir tacir gibi yönetmeleri gerektiğini söyledi. Fonun satışına aracılık eden banka ise bu işlevi bakımından sorumlu tutulabilir; konuşmacı dağıtıcının bunun dışında başka bir sorumluluğu bulunmadığını vurguladı. Bu ayrım, yatırımcının davayı kime yönelteceğini belirlerken yararlı bir başlangıç noktasıdır: satış sürecindeki bilgilendirme ve yönlendirme kusuru dağıtıcıya, portföy kurma ve yönetme kusuru yöneticiye yöneltilir.\n\nPanelde TEFAS'a kapalı fonların bire bir dağıtım sözleşmeleriyle satılabildiği, bir örnekte satışın grubun kendi bankası üzerinden yapılmış olabileceği anlatıldı. Bu anlatım belirli bir fon veya kuruma ait olgu değil genel örnektir.\n\nDağıtıcı kuruluş bakımından panelde dört kontrol noktası sayıldı. Birincisi, müşterinin nitelikli yatırımcı sayılıp sayılmadığı ve bu sayılırken doğru bilgilendirme yapılıp yapılmadığıdır. İkincisi, işlem telefonla yapıldıysa ses kayıtlarına bakılması gerektiğidir; konuşmacıya göre yatırım kuruluşları ve bankalar ses kayıtlarını tutmak zorundadır. Üçüncüsü, işlem sırasında müşteri temsilcisinin yanlış ya da yanıltıcı beyanlarının bulunup bulunmadığıdır. Dördüncüsü, temsilcinin veya bankanın satıştan aldığı primler ve fonun pazarlanmasına yönelik faaliyetlerdir. Bu liste yatırımcının delil toplama çalışmasına yön verebilir; ancak kayıtların tutulma süresi ve talep usulü ilgili düzenlemeden ayrıca kontrol edilmelidir."],["Hakem heyeti veya mahkemede kusur dağılımı: 'en riskli kâğıdı aldınız' savunması","Panelde özel hukuk yolu anlatılırken yatırımcının tüketici sayıldığı, yatırımcı bir şirket değilse tutara göre tüketici hakem heyetine ya da tüketici mahkemesine başvurulacağı belirtildi. Konuşmacıya göre bu davalarda mahkemeler genellikle dosyayı bilirkişiye gönderir ve bir kusur dağılımı yapar. Karşı taraf 'risk değeri yedi üzerinden yedi olan, yani en riskli kâğıdı aldınız, şimdi zarar ettik diyorsunuz' savunmasını ileri sürebilir. Bu nedenle yatırımcı tamamen kusurlu bulunabileceği gibi daha düşük oranlarda da kusurlu sayılabilir; konuşmacı örnek olarak yüzde yüz, yüzde elli, yüzde yirmi beş gibi oranlar andı. Bu oranlar örnektir, bir uygulama istatistiği değildir.\n\nRisk kavramına ilişkin açıklama ise şöyleydi: finans ve hukukta risk, hayatın olağan akışında ortaya çıkabilecek olaylar olarak anlaşılmalıdır; olağanüstü akıştaki olaylar, örneğin hile ve manipülasyon, risk kapsamına girmez. Konuşmacı bunu oyun örnekleriyle anlattı: tavla oynamayı kabul eden kişi zarların hileli olmasını kabul etmiş olmaz. Buna göre 'riski baştan kabul ettiniz, alacak hakkınız yok' savunması panelde tutarlı bir argüman olarak görülmedi. Aynı zamanda bu, kusur paylaştırması ihtimalini ortadan kaldırmaz.\n\nYatırımcı açısından sonuç iki yönlüdür. Risk bildirim formu ve uygunluk testi sonucu karşı tarafça delil olarak sunulabilir; yatırımcı da bu belgelerin eksik ya da yönlendirici olduğunu veya zararın olağan piyasa riskinin ötesinde bir olaydan kaynaklandığını göstermelidir. Hangisinin geçerli olduğu dosyadaki belgelere ve bilirkişi incelemesine bağlıdır."]]}